Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6410 E. 2010/8462 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6410
KARAR NO : 2010/8462
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araç park halinde iken, davalıların murisi …’ya ait … yerinde meydana gelen patlama sonucu pert total olduğunu belirterek, sigortalısına ödediği 14.000.00 TL’ndan, 5.300.00 TL … bedelinin mahsubu ile kalan 8.700.00 TL’nın, ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, patlamaya konvektörlü pişirme fırının neden olduğunu, tazminatın fahiş bulunduğunu bildirerek, … A.Ş.’ne davanın ihbarını ve davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan ve müdahale talebinde bulunan … A.Ş. ve … A.Ş. vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, müdahil davalılar … A.Ş. ve … A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı … aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile, 8.000.00 TL’nın 05.09.2005 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bir dava sonucunda verilen hüküm, yalnız o davanın tarafları hakkında (maddi anlamda) kesin hüküm teşkil eder.
(HUMK. m.237). Kural olarak üçüncü kişiler hakkında kesin hüküm teşkil etmez. Bazı hallerde, bir dava sonucunda verilen hüküm, bir üçüncü kişinin hukuki durumunu da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu hallerde, üçüncü kişinin o davaya katılmasında (müdahale etmesinde) hukuki yararı vardır. Fakat, üçüncü kişi davaya (üçüncü) bir taraf gibi katılmaz; bilâkis taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. İşte bunu sağlayan müesseseye fer’i müdahale (katılma) denir. Fer’i müdahale usulü HUMK.’nun 54. maddesinde düzenlenmiştir.
İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir.
Somut olayda, … A.Ş. ile … A.Ş.’ne dava ihbar edilmiş, vekilleri yargılama sırasında verdikleri dilekçe ile davanın sonucundan zarar görmeleri ihtimaline binaen müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemece, müdahil davalı olarak duruşmalara kabul edilmiş iseler de, derdest davaya asli müdahale çerçevesinde üçüncü kişilerin dahil edilmesi usulen mümkün olmayıp, fer’i müdahil olabilirler.
O halde mahkemece, davanın tarafı olmayan fer’i müdahiller hakkında hüküm kurulamayacağı, lehlerine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Mirası reddeden davalılar Saadet, Selçuk ve … haklarında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da HUMK.’nun 388. maddesine aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.