Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/8662 E. 2010/5392 K. 10.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8662
KARAR NO : 2010/5392
KARAR TARİHİ : 10.06.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini, 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/16 D.iş sayılı dosyasında yaptırılan tesbite göre araçta 8.830 TL tutarında hasar olduğunu, davalı aleyhine 17.İcra Müdürlüğü’nün 2005/2026 sayılı dosyasında 8.830 TL asıl alacak, 360 TL işlemiş faiz toplamı 9.190 TL üzerinden takibe geçildiğini, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın oluş şekli ile araçlarda meydana gelen hasarlar arasında uyum olmadığını, davacı doğru ihbar yükümlülüğüne uymadığından ispat külfetinin yer değiştirdiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, sigortalı aracın daha öncesinde pert işlemi gördüğünü, hurda aracı satın alan kişi tarafından son derece kötü tamir edilerek aracın yürür hale getirilmesinin ardından davacıya satıldığını, bu nedenle aracın değerinin normal piyasa değerinden düşük olduğunu, temerrüde düşürülmediklerini belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine, 3.532 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayanılarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1.maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet varsa muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK’nun 1282.maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK 1292/3.maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminatı içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.1.2 maddesi gereğince “Aracın tam ziyana uğraması halinde, sigortacının arazi sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki gerçek değeri ödenir. Onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar yada taşıt onarım kabul etmez bir hale gelirse taşıt tam ziyana uğramış sayılır. Sigortalı araç hurdasının kendisine verilmesini istemedikçe, sigortacı tarafından araç hurdası sigorta ettirenin uhdesinde bırakılıp, hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Bu halde sigorta tazminatının ödenmesini müteakip araç ve aksamı sigortacının malı olur. Zira kasko sigortasında aslolan amaç, sigortalının, riziko tarihindeki gerçek zararının azami poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılanmasıdır.
HUMK’nun 275.maddesi hükmü uyarınca “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.”
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda; olayın 18.12.2004 tarihinde meydana geldiği, aksi aynı nitelikte belge ile kanıtlanmayan, aynı tarihli kaza tesbit tutanağı ve tutanağın doğru olduğunu beyan eden tutanak tanığı …’ın yeminli tanıklığı, kazada hasarlanan dava dışı 3.aracın işleteni … …’ın eldeki dosyanın davacısı, dava aracının sürücüsü ve davalı sigortacı (ZMMS olarak) aleyhine Sincan 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/36 2007/126 sayılı dosyasında açtığı davada alınan bilirkişi raporları, davalı sigortalının bu davada da aynı nitelikteki itirazına rağmen oluş şeklinin kaza tutanağında belirtildiği şekilde meydana geldiğinin, hasarın kazanın oluş şekline uygun olduğunun tesbiti ile davanın kabulüne dair mahkeme kararı” eldeki dosyada alınan 20.6.2006 tarihli uzman bilirkişi raporunda kaza tutanağındaki oluşun uygun olduğuna hasarın bu şekilde maydana geldiğine dair görüşü ekspertiz raporu ve 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/16 Değişik iş sayılı dosyasında yaptırılan tesbit sonucu alınan bilirkişi raporunda davacı aracının motor kaputunun da hasarlı olduğuna dair tesbitler, davacı aracı ile zarar gören 3.kişi aracının yüksekliklerinin aynı olmaması, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tesbit raporu ve ekspertiz raporu gereği gibi incelenmeden motor kaputunda hasar olmadığı, araçların hemen hemen aynı yükseklikte olduğu şeklinde, eksik incelemeye dayalı açıklanan görüşü raporun yeterli olmaması aracın öncesinde dava dışı Sun Medikale aitken bir başka aracın çarpması sonucu 5.6.2003 tarihinde hasarlanıp, davalı tanığı … tarafından satın alınıp tamamen onarıldıktan sonra 23.6.2003 tarihinde davacıya satış yapıldığına dair tanık beyanı, hasar dosyası, trafik kaydı, yine bu hasardan sonra 11.8.2003 tarihinde yoldan geçen bir başka aracın taş fırlatması nedeniyle davacı aracının camının kırılması şeklinde meydana gelen kaza sonrası dava dışı Anadolu Sigorta AŞ tarafından düzenlenen hasar dosyası ve bu dosyada bulunan fotoğraflarda davacı aracında bir başka hasarın görülmemesi, davacı aracının sürücüsünün oluşu kaza tutanağına uygun anlatımı ve tüm dosya kapsamına göre olayın kaza tutanağında anlatılan şekilde meydana geldiği, oluş şeklinin ihbar edildiği biçimde gerçekleştiği, hasarın oluş şekline uygun olduğu, Sincan 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/36 2007/126 sayılı dava dosyasında dahi olayın kaza tutanağında belirtilen yerde ve şekilde meydana geldiğine karar verildiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İspat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu, aracın sigorta teminatı dışında başka yerde ve bir başka şekilde hasarlandığını somut delillerle kanıtlayamamıştır. Bu durumda hasarın teminat kapsamında kaldığının kabulü ile hasar yönünden alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli olmadığından mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek önceki bilirkişiler dışında bir makina mühendisi bilirkişiden davacı aracında oluşan hasar miktarının tesbiti, aracın pertinin mi, onarımının mı uygun olacağı hususunda, gerekçeli, önceki raporlarda hasar konusunda belirtilen görüşleri de irdeleyen, değerlendiren bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre de; oluşa, dosya ve bozma kapsamına göre davacı davada haksız olsa bile kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.