YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/617
KARAR NO : 2010/272
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalılar vekili Avukat … …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kabulü ile 32.095,98 TL alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı …’in kayden maliki olduğu … … Mahallesinde bulunan 111 pafta 989 ada ve 31 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmazın üzerindeki binanın … ve zemin katının tamiri ile 160 m2 alanlı birinci katın anahtar teslimi olarak yapılması işinin davacı tarafından yüklenilmiş olduğu ve yaptığı toplam iş bedelinin 71.936,43 TL olduğu ve davalının iş bedelinin tamamını ödemediği iddiasıyla açılmış ve toplam 32.095,98 TL bakiye iş bedelinin tahsili istenmiştir.
Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmadığı çekişmesizdir. Davacı ve davalı tarafın açıklamaları ve sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; yanlar arasındaki akdî ilişkinin niteliğince, Borçlar Kanununun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere “sözlü” olarak yapılan bir “eser” sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı yüklenici; davalılar ise iş sahibidir. Davalı taraf, iş bedelinin götürü olarak ve 45.000,00 TL tutarında belirlendiği ve 42.000,00 TL tutarındaki kısmının ödenmiş olduğunu savunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere; davacı taraf ise, iş bedelinin daha fazla olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre, iş bedelinin tutarı üzerinde yanlar arasında uyuşmazlık bulunduğu açıktır. Borçlar Kanununun 366. maddesi hükmü gereğince, yanlarca iş bedelinin önceden kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması durumunda; iş bedeli uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre, mahkeme tarafından belirlenir. Somut olayda ise, hükme dayanak alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; iş bedelinin, anılan Yasa hükmünde öngörülen yasal yönteme göre değil, Bayındırlık birim fiyatları esas alınarak belirlenmiş olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, dosya kapsamındaki bankaca düzenlenen ve davalıların ödemelerini gösterir dekontlarda yazılı toplam tutarın 19.700,00 TL olduğu görüldüğü halde mahkemece, banka aracılığıyla yapılan ödemenin 10.000,00 TL olarak kabulü de doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, Borçlar Kanununun 366. maddesinde düzenlenen yasal yönteme uygun şekilde davacı yüklenicinin hakettiği iş bedelinin belirlenmesi ve davalılarca yapılan tüm ödemelerin araştırılıp tespiti ile belirlenecek iş bedelinden mahsubunun yapılmasıyla varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA, davalılar Yargıtay duruşmasında vekille temsil edildiklerinden 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.