Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6488 E. 2010/14002 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6488
KARAR NO : 2010/14002
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, emlakçı olan davalının kendisine ait olduğunu bildirdiği taşınmazı gösterip, kadastro görevlisi diye tanıttığı şahıslara ölçüm yaptırıp parasını kendisinden aldığını, noterde 24.8.2001 tarihinde gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi yaparken 118.450.000 TL de masraf yaptığını, 27.8.2001 tarihinde banka havalesi ile 10.000.000.000 TL satım bedelini gönderdiğini, ancak ertesi yıl geldiklerinde davalının bu yeri başkasına sattığını ve onun da taşınmaza pansiyon yaptığını gördüğünü ileri sürerek fazlasını saklı tutarak satış bedeli ile yaptığı masrafların reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir
1-HUMK’nun 388/son maddesi gereğince, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Temyize konu davada, hüküm kısmında sadece “davanın kabulüne” denilmiş, karar bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. O halde mahkemece, taraflara yüklenilen hak ve yükümlülükler 2010/6488-14002
hüküm kısmında ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken, yukarda anılan yasa maddeleri göz ardı edilerek infazda tereddüde yol açacak şekilde yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.