Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8727 E. 2010/101 K. 18.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8727
KARAR NO : 2010/101
KARAR TARİHİ : 18.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı idare ile 23.11.2007 tarihinde “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Desteklenecek Ekonomik Yatırım Projeleri için Hibe Sözleşmesi” imzaladıklarını, proje finansmanının %50 si olan 173.378-YTL’nin davalı Bakanlık tarafından karşılanmasının taahhüt edildiğini, davalıya 35.000-YTL değerinde teminat mektubu verdiklerini, inşaat sektöründe malzeme fiyatlarında artış nedeniyle kiraz paketleme servisi kuramadıklarını, projenin yürütülemeyecek bir hal aldığını, sözleşmenin imzalanmasından itibaren altı ay içinde davalı tarafından da bir ödeme yapılmadığını, bu durumda sözleşmenin 14.5 maddesine göre sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğunu ileri sürerek, davalıya verilen teminat mektubunun iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, inşaat sektöründe maliyetlerin artmasının mücbir sebep kabul edilemeyeceğini, davacının altı aylık süre dolmadan 29.04.2008 tarihinde sözleşmeden vazgeçtiğine dair yazı gönderdiğini, sözleşmenin 14.5 maddesi gereğince sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğundan bahsedileme- yeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, inşaat sektöründeki maliyet artışının öngörülme sınırlarının aştığı ve mücbir sebep olduğu, davalının da hiç ödeme yapmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, teminat mektubundan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun davacıya iadesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin 2009/8727-2010/101
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin gereğini inşaat sektöründeki malzeme fiyatlarının artması nedeniyle mücbir sebeple yerine getiremediklerini, davalının da sözleşme tarihinden itibaren altı ay içinde herhangi bir ödeme yapmadığını, böylece sözleşmenin 14.5 maddesine göre sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğunu ileri sürerek verilen teminat mektubunun iadesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı Bakanlık, inşaat sektöründeki maliyet artışının mücbir sebep olamayacağını, sözleşmeden itibaren altı ay dolmadan davacının gönderdiği 29.04.2008 tarihli yazı ile sözleşmeyi feshettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, olayda “mücbir sebep” bulunduğu sözleşmenin imzalanmasından itibaren altı ay içinde davalı tarafından bir ödeme yapılmadığından sözleşmenin 14.5 maddesine göre kendiliğinden fesih olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunmaktadır. Bu durumda davada öncelikle çözümlenmesi gereken husus, olayda gerçekten mücbir sebep bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Türk Hukuk lugatında beklenilmeyen vaziyet, “Borcun ifası, mukavelenin akdi zamanında gözönüne getirilmesi mümkün olmayan siyasi, iktisadi, içtimai hadiselerden dolayı akid için tahammülü çok güç bir külfet teşkil ettiği takdirde, akide mukavelenin tadil veya feshini talep veya dava edebilmek hakkını veren sebeptir” şeklinde tarif edilmiş bulunmaktadır. Bu tanımlamayı genişletecek olursak, mücbir sebep, borcun ifasına engel olan ve herhangi bir kimse tarafından alınacak tedbirlere rağmen önüne geçilmesine imkan olmayan beklenmedik, harici ve borçlunun iradesi dışında meydana gelen bir olaydır. Başka bir deyimle, seçilemeyen ve karşı konulamayan bir hadiseyi ifade eder. Borçlu, beklemediği önüne geçemediği ve kendisine ispat olunmayacak bir sebeple borcunu yerine getirememesinden dolayı sorumlu tutulamaz. Bir hadisede mücbir sebebin söz konusu olabilmesi için BK.nun 117. maddesi hükmünce borcun yerine getirilmesine engel olan durumun borçlunun iradesinin dışında ve akit yapıldıktan sonra ortaya çıkmış bir durum olması şarttır.
Uyuşmazlığın çözümünde, ayrıca yanlar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine de bakılmalıdır. Somut olayda, yapılan Hibe Sözleşmesinin 13.5 maddesine göre, mücbir sebep; Taraflardan birinin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen , tarafların kontrolü dışında olan bunların (veya yüklenicilerin, aracıların veya çalışanların) hata veya ihmaline bağlanamayan, bütün çabalara rağmen aşılamayan, ve öngörülmesi mümkün olmayan,istisnai bir 2009/8727-2010/101
durum veya olaydır.Eğer taraflardan biri yükümlülüklerini mücbir sebep nedeniyle yerine getiremiyorsa , sözleşme yükümlülüklerini ihlal etmiş sayılamaz……endüstriyel ilişkilerde anlaşmazlıklar, grevler veya mali güçlükler mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Davacı tacirdir. Türk Ticaret Kanunu’nun 20. maddesinde, her tacirin ticarethanesine ait bir takım faaliyetlerde basiretli bir … adamı gibi hareket etmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Basiretli bir … adamı gibi davranmak zorunda olan davacı tacir, fiyatların yükselmesini aşırı güçlük kabul ederek ifadan kaçınamaz. O nedenle, inşaat sektöründeki fiyat artışının önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olduğunun tacir olan davacı yönünden kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davalının sözleşme yaparken, bunları düşünerek hareket ettiği benimsenmelidir. Bu durumda davacının mücbir sebebe ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun kaldığı açıktır.
Davacının, sözleşmenin 14.5 maddesine göre davalının hibe sözleşmesinin imzalanmasını takiben altı ay içinde herhangi bir ödeme yapmaması nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğu iddiasının ise; inşaat sektöründeki malzeme fiyatlarının artması nedeniyle ve inşaat sektörünün durumu itibariyle işi ihale ile vermelerinin imkansız hale geldiğini, bu mücbir sebepten ötürü, şirket olarak bağış kredi talebinden üzülerek vazgeçtiklerini” bildirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sözleşmenin imzalanmasından itibaren altı aylık süre dolmadan sözleşmeyi mücbir sebep nedeniyle fesheden davacı, artık sözleşmenin 14.5 maddesine dayanarak sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğunu ileri sürerek talepte bulunamaz. Öyle olunca, sözleşmenin mücbir sebep bulunmadığı halde davacı tarafından feshedildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 18.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.