Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/11965 E. 2010/15724 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11965
KARAR NO : 2010/15724
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının kendisine ait işyerinde 25.1.2007 ila 31.12.2007 tarihleri arasında sigortalı işçi olarak çalıştığını, kendi isteğiyle işten ayrıldığını, 1,5 ay sonra işyerinden bir kısım mallarının çalındığını, akabinde davalının elinde bulunan anahtarla işyerine girip takibe konu senetleri aldığını ve aleyhinde takibe giriştiğini, oysa takibe konu senetlerin Yimpaş’a satmış olduğu mal karşılığın kendisine verildiğini, Bonoları Bankaya ibraz ettiğini, protesto olduğunu, daha sonra … AŞ tarafından haricen kısmi ödeme yapıldığını, sadece 8.500 YTL ödenmediğini, davalının bu senetleri takibe koyduğunu, borçlu olmadığının tespiti ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, kendisinin Kastamonuda işlerinin bozulmasından sonra Davacı ile anlaşarak ortaklık yapmaya karar verdiklerini, Kastamonudan getirdiği bir kısım malları davacıya teslim ettiğini ve ortaklığın kurulduğunu, aralarında ticari ilişki mevcut olduğunu, bonoların çalındığının takipten sonra gündeme getirildiğini, süresinde de zayi için başvuruda bulunmadığını, davanın reddi ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğü, davalının ortaklık ilişkisinin kurulmasından sonra alacağın ortaya çıktığını savunduğunu, ancak hangi sebepten ve ne kadar alacak doğduğunu kanıtlayamadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2010/11965-15724
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, borçlusu … AŞ olan bonoların davalı tarafından işyerinden rızası dışında alındığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacı ile ortaklık ilişkisi bulunduğunu, katılım payı olarak ibraz ettiği bir kısım faturalar karşılığında davacıya mal verdiğini, ortaklığın işletmenin zarar ettiğinin anlaşılması üzerine tasfiye edilip davacı tarafından ortaklık payı olarak karşılığında müşteri bonolarını kendisine teslim ettiğini, bono bedelleri ödenmeyince takip yaptığını ileri sürmüştür. Mahkemece ispat yükünün davalı alacaklıda olduğundan ve alacak ispatlanamadığından bahisle dava kabul edilmişse de; takibe konu edilen bonolardan bir kısmının protesto edildiği dosyada bulunan Banka cevabi yazısından anlaşılmaktadır. Diğer yandan bonoda lehdar .. Davalı alacaklıya ciro edilmiş olup, yetkili hamil bulunan ve protesto edilen senetler yönünden ispat külfeti davacı borçluda olup, Öyle olunca mahkemece protesto edilen senetler yönünden ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek Mahkemece bu konuda araştırma yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç; yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının sair temyiz itirazlarının redidne, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.