Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11552 E. 2010/1909 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11552
KARAR NO : 2010/1909
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, akaryakıt satışı için davalı ile 28.12.2004 tarihli sözleşme yaptığını, sözleşmede fiyat farkı istenemeyeceğine dair hüküm bulunsa da akaryakıt fiyatlarının aşırı yükseldiğini, katlanamaz hal aldığını, 21.10.2005 tarihinde davalıdan fiyat farkı ödemesini istediklerini, davalının sözleşmeye göre ödeme yapmayacağını bildirdiğini, iyiniyetle edimlerini yerine getirdiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000 YTL fiyat farkı alacağının faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Bilahare 7.03.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 402.928,68 YTL fiyat farkı alacağının faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmede ve şartnamede fiyat farkı verilmeyeceğinin kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bu konuda Bakanlar Kurulu Kararı bulunsa dahi taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede fiyat farkı istenemeyeceğinin öngörüldüğü, sözleşme hükmünün tarafları bağlayacağı, davacının sözleşmeyi imzalarken fiyatların artacağını öngörmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Taraflar arasında 28.12.2004 tarihli sözleşme yapıldığı, sözleşme süresinin 304 gün olduğu anlaşıldığı gibi bu husus tarafların da kabulündedir. Uyuşmazlık, davacının fiyat farkı isteyip isteyerneyeceği konusundadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 15 maddesinde “Yüklenici, süre uzatımı da dahilolmak üzere sözleşme süresince, sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi, resim” harç vb. mali yükümlülüklerde artışa gidilmesi veya yeni mali yükümlülüklerin ihdası gibi nedenlerle fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamaz.” yazılıdır. Anayasamızın 48 ve BK. 19. maddeleri gereğince hukukumuzda akit serbestisi vardır. Taraflar, yasaya, ahlaka ve adaba aykırı olmadıkça istedikleri konuda sözleşme yapabilecekleri gibi, sözleşmeye de istedikleri hükümleri koyabilir. Akit serbestisinin sonucu olarak taraflar sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini de yerine getirmelidir. Bu nedenle kuralolarak davacı satıcı sözleşmenin yukarıya alınan hükümleri doğrultusunda fiyat farkı isteyemez. Ancak 5.5.2005 tarihli resmi gazetede yayımlanan ve yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararnamesi Petrol ürünleri için satıcıya fiyat farkı ödenmesini kabul etmiştir. Bu bağlamda 24.11.1986 tarihli ve 1986/2-2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince davacı 5.5.2005 tarihinden önce teslim ettiği kalarifer yakıtı için fiyat farkı isteyemezse de, kararnamenin yürürlüğünden sonraki dönemde teslim edilen kalarifer yakıtı için fiyat farkı isteyebilir. Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, davacı sadece 5.5.2005 tarihinden sonraki dönemde teslim edilen akaryakıt için fiyat farkı talep edebilecektir. Mahkemenin bu yönü göz ardı ederek davayı tümden reddetmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.