YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7871
KARAR NO : 2012/2384
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen 2000/4227 nolu ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava İşletme hakkı davacıya ait olan maden sahasında 20/07/1999 – 11/09/2001 tarihleri arasında Rödovans sözleşmesi ile üretim yapan dava dışı … Madencilik Nak. Oto Emlak İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti’nin 2000 yılının 9. ayına ait ödenmeyen prim ve gecikme zamları için işletme ruhsat sahibi davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının üst işveren olduğunun ve takibe konu alacağın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin rödovans sözleşmesi ile maden ocağının işletmesini dava dışı üçüncü kişiye bırakan davacının üst işveren dava dışı … Madencilik Nak. Oto Emlak İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti’nin ise taşeron (Alt İşveren) olduğuna ilişkin değerlendirmesi, dosya kapsamına ve 506 sayılı Yasanın 87. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 12. maddesine uygun olup yerindedir. Ancak zaman aşımına ilişkin değerlendirmede hataya düşüldüğü görülmektedir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih, 5198 sayılı Kanunla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanunun yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise, yine, Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren, 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
Somut olayda davacı şirkete gönderilen ve iptali istenen ödeme emrine konu prim borcu 2000 yılının 9. ayına ilişkindir. Ödeme emrinin ise 11.12.2009 tarihinde tebliğ edildiği dosya içerisindeki tebligat parçasından anlaşılmaktadır. Bu duruma göre dava konusu prim alacağının vadesinin oluştuğu tarihe göre, 3917 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemenin yürürlükte olduğu döneme ilişkin olduğu, giderek zaman aşımının alacağın vadesinin rastladığı tarihi takip eden yılbaşından itibaren 5 yıl olduğu ortadadır. Hal böyle olunca da zaman aşımı süresinin belirlenmesinde, alacağın vadesinin rastladığı tarihteki mevzuat yerine, sonradan yürürlüğe giren yasal düzenleme esas alınarak zaman aşımı süresinin 10 yıl kabulü ile sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğun kabulü ile dava konusu ödeme emrinin dayanağı prim borçları yönünden, davacı veya müteselsil borçlular hakkında 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104. maddeleri uyarınca zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak davacının zaman aşımına ilişkin itirazını değerlendirmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.