YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11438
KARAR NO : 2012/4501
KARAR TARİHİ : 11.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu şirket aleyhine vergi borcu nedeni ile icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu şirketin üzerine kayıtlı ticari yatı mal kaçırma amaçlı davalı …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …. A.Ş. ve … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece borçlu hakkında yapılan takibin kesinleşmesinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, tasarruf tarihinden önce icrai anlamda kesinleşmiş bir alacağın varlığından sözedilemeyeceği ayrıca davalı …’ın kötü niyetinin ispat edilemediği gibi bedel farkının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava 6183 Sayılı AATUHK’nun 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece borçlu hakkında yapılan takibin kesinleşmesinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, tasarruf tarihinden önce icrai anlamda kesinleşmiş bir alacağın varlığından sözedilemeyeceği ayrıca davalı …’ın kötü niyetinin ispat edilemediği gibi bedel farkının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve 6183 sayılı Yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından 6183 sayılı Yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Yasanın 30. maddesinde borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde, amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraf muameleyle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin hükümsüz olduğu öngörülmüştür. Bu yasada hüküm bulunmayan hallerde uygulanması gereken İİK. 280/IV maddesinde de “ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın temamının veya mühim bir kısmını satın alan kişinin borçlunun alacaklılarına ızrar kastıyla” hareket ettiğini bildiği kabul edilmiş ve karinenin aksinin ispatı gerektiği belirtilmiştir. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılasını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.
Somut olayda dava konusu “yat”ın ticari nitelikte ve borçlu şirketin ticari işletmesine dahil olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak az yukarıda belirtilen madde kapsamında dava konusu “yat”ın ticari işletmenin tamamını veya mühim bir kısmını teşkil edip etmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadan, ticari işletmenin faaliyet alanı, satılan malın niteliği de gözönüne
alınarak gerektiğinde uzman bilirkişiden görüş alınmak ve borçlu defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle İİK’nın 280/son maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Ayrıca 6183 sayılı Yasa gereğince yapılan takibin dayanağı olan vergi borcu dönemleri 2000, 2001 ve 2005 yılları olup, tasarrufun gerçekleştiği tarihe göre borcun doğumu tarihi daha öncedir. Tasarrufun iptali davasında alacaklının alacağının kesinleşmiş olması dava şartı ise de iptale konusu tasarruf işleminin yapıldığı tarihten önce borcun doğmuş olması yeterli olup, bu tarihten önce takibin de kesinleşmiş olması görülebilme koşulu değildir.
Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.