YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9176
KARAR NO : 2012/13742
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline trafik sigortalı, davalıya ait aracın ehliyetsiz sürücünün idaresinde çarpmış olduğu dava dışı üçüncü kişinin hasarlanan aracı için hak sahiplerine ödemede bulunduklarını belirtip, sigortalı aracın kaza sırasında ehliyetsiz sürücü tarafından kullanılması nedeniyle üçüncü kişiye ödenen hasar tutarı olan 13.449,00 TL’nin 04.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, araç sürücüsünün ehliyetli olduğunu, ehliyetinin …’da kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüyle, 13.449,00 TL’nin 04.05.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, ehliyetsiz sürücü tarafından kullanılması sırasında gerçekleşen kaza nedeniyle dava dışı üçüncü kişinin zararı için ödemiş oldukları tazminatın tahsilini istemiş, davalı ise aracı kullanan kişinin oğlu olduğunu ve ehliyetinin bulun-
duğunu belirtip kaza sırasında aracın sürücüsü olan kişiye ait olduğu ileri sürülen yurt dışından alınmış ehliyet fotokopisi dosyaya sunmuş, mahkemece bu savunma üzerinde durulup, gerekli araştırma ve değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 88.maddesinin A.bendinde “Türk vatandaşları ile ilgili kanunlar ile ikili ve açık taraflı anlaşma hükümleri saklı kalmak üzere yabancı kişiler, dış ülkelerden alınmış, cinsi için geçerli sürücü belgeleri ile ülkemizde yabancı ve Türk plakalı araçları sürebilirler” denildikten sonra aynı maddenin B bendinde “yurda dönüşlerinde Türk vatandaşlarının, ilgili kanunlar ile ikili ve çok taraflı anlaşma hükümleri saklı kalmak üzere de istekleri halinde yabancıların dış ülkelerden aldıkları sürücü belgeleri, eğitim ve sınav şartı aranmadan karşılığı veya dengi olan sürücü belgeleri ile değiştirilir.
Ancak, Türk vatandaşları yurda dönüşlerinde 1 yıl içinde sürücü belgelerini değiştirmedikleri takdirde, değiştirinceye kadar araç kullanamazlar” hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen yönetmeliğin ilgili maddelerinde; Türk vatandaşlarının yurda dönüşlerinden bahsedilmiş olup, kesin dönüş yapmaları yönünde açıklık bulunmasa da; konu ile ilgili İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 8.2.1996 tarih ve 53 sayılı genelgesinde “Yabancı sürücü belgesine sahip Türk vatandaşlarının kesin dönüş yaptıkları tarihten itibaren 1 yıl içinde sürücü belgelerini tebdil ettirmelerini sağlamak amacıyla trafik kontrollerinde gerekli ikaz ve uyarıların yapılacağı, kesin dönüş süresi 1 yılı geçenlerden yabancı sürücü belgesi ile araç kullananlara 2918 sayılı KTK’nun 47/1-d maddesinden ceza uygulanacağı ve bu sürücü belgeleriyle araç kullandırılmayacağı” belirtilmek suretiyle “Türk vatandaşlarının yurda kesin dönüş yapmaları halinde, bu tarihten itibaren 1 yıl içinde yabancı ülkeden aldıkları sürücü belgelerini değiştirmelerinin gerektiği hususu açıklığa kavuşturulmuştur.
Davalı taraf araç sürücüsünün yurt dışından alınmış ehliyeti bulunduğunu savunmuş ve anılan ehliyetin fotokopisini ibraz etmiş, mahkemece 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 40 ve Yönetmeliğinin 88. maddeleri gereğince gerekli araştırma ve irdeleme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Mahkemece, Karayolları Trafik Kanunu’nun 40 ve Yönetmeliğin 88. maddeleri uyarınca gerekli inceleme yapılarak kaza sırasında aracı kullanan sürücünün fotokopisi ibraz edilen sürücü belgesinin aslı ya da onaylı suretinin ve tercümesinin dosyaya getirilmesi sağlanarak, geçerliliği ve dava konusu aracın kullanılması için yeterli olup olmadığı, kaza tarihinden önce anılan araç sürücüsünün yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı ve kaza tarihi itibariyle üzerinden 1 yıl sürenin geçip geçmediği araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hüdaverdi Kılıç’ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Hüdaverdi Kılıç’a geri verilmesine 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.