Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/150 E. 2011/7065 K. 05.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/150
KARAR NO : 2011/7065
KARAR TARİHİ : 05.07.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kazada ağır hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini belirterek 20.000 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını, araç sürücüsünün davacı olması halinde kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğini, araçta bulunan diğer şahsın sürücü olması halinde sürücü belgesi bulunmadığından hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; sürücünün araçta bulunan … olduğu ve sürücü belgesini bulunmaması nedeniyle hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili kasko sigortalı aracın davacı idaresinde bulunduğu sırada meydana gelen kazada hasarlandığını iddia etmiş davalı vekili ise araç sürü-
2011/150
2011/7065
cüsünün araçta bulunan … olması halinde ehliyetsiz olduğunu, davacının sürücü olması halinde ise alkollü olması nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunu savunmuştur. Mahkemece sürücünün … olduğu ve sürücü belgesinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Adana 1 Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2009/1387 E. 2010/885 K. Sayılı dosyasında … hakkında başkası tarafından işlenmiş suçu kendisi işlemiş gibi suçu üstlenme nedeniyle ceza davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda …’nin sürücü … olduğu halde aracı kendisinin kullandığını ifade ederek … tarafından işlenen taksirle yaralama suçunu üstlendiği gerekçesi ile mahkumiyet kararı verilmiş hüküm temyiz edilmeksizin 13.5.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” Hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından Ceza Hâkiminin Hukuk Hâkiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki Hukuk Mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu – 2008/4-564 E, 2008/536 K
Açıklanan nedenlerle ceza Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı ile araç sürücüsünün … olmadığı sürücü-
2011/150
2011/7065
nün … olduğu belirlendiğinden bu hususun hukuk mahkemesi, tarafından da kabulü zorunludur. Bu hale göre mahkemece sürücünün … olduğu kabul edilerek toplanan delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.