Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3498 E. 2011/8565 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3498
KARAR NO : 2011/8565
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ : Bakırköy Asliye 6. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı yetkisizlik kararına dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı şirketin adına kayıtlı taşınmazları davalılar …, … ve …’a devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekili taşınmazların Büyükçekmece ilçe sınırları içerisinde bulunduğunu, yetkili Mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, muvazaa sözkonusu olmadığını, dairelerin parasını peşin ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Korubahçe İnşaat San. ve Tic.Ltd.Şti’ne usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalıların tümünün adresinin dava dilekçesinde ve sunulan cevap dilekçesinde … Büyükçekmece olarak belirlendiği, bu duruma göre HUMK 9. maddesi gereğince, sözkonusu davada mecburi dava arkadaşlığı olduğundan, yetki itirazında bulunmayan … ve dahili davalı edilen Korubahçe İnşaat San. ve Tic.Ltd.Şti’nin de aynı davada görülüp sonuçlanması gerektiği gerekçesiyle yetkisizliğe karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK’nın 277. ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davası ayni hakka değil, kişisel hakka dayanan davalardandır. Bu nedenle tasarrufun iptali davaları genel yetki kurallarına göre HUMK’nın 9. maddesi (HMK md. 6) uyarınca davalının ikametgahı mahkemesinde görülür. Davalılar birden fazla ise dava davalılardan birinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Bu durumda davacı, davalılar aynı yerde oturuyorlarsa davasını orada, ayrı ayrı yerlerde oturuyorsa seçimlik hakkını kullanarak dilerse borçlunun, dilerse borçlu ile hukuki işlemde bulunan 3.şahsın yerleşim yeri mahkemesinde davasını açabilir. Yine alacaklı ile borçlu arasında yazılı yetki sözleşmesi varsa sözleşmede yetkili gösterilen yer mahkemesi de HUMK 22. maddesine göre yetkilidir. Öte yandan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan borçlu davalı tarafında yapılan yetki sözleşmesi diğer davalıyı da bağlar. Ayrıca bu davalarda HUMK’nın 13. maddesinin (HMK md.12) uygulama olanağı da yoktur.
Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi olup, yetki itirazı ilk oturuma kadar, en geç ilk oturumda esasa girilmeden önce yazılı veya sözlü olarak ileri sürülebilir. Yetki itirazında yetkili mahkemenin açıkça, tek ve doğru olarak gösterilmesi zorunludur (HUMK md. 23; HMK md 19). Aksi halde mahkeme, gerçek yetkili mahkemenin neresi olduğunu araştırmadan yetki itirazının reddi yönünde karar vermelidir.
Somut olayda, davalı şirket, borçlu, davalılar Bektaş ve … 3. kişi durumundadır. Davalılar … ve …’a dava dilekçesi davalı şirket adresine tebliğ edilmiş, tebligat şirket müdürü tarafından tebellüğ edilmiştir. Davalı borçlu şirket ile 3. kişi davalılar Bektaş ve Hatun arasında menfaat çatışması bulunmaktadır. 7201 sayılı tebligat yasasının 39. maddesine göre de davada aralarında menfaat çatışması bulunan kişilere muhatap namına tebligat yapılamaz. Bu bakımdan davalılar … ve…’a yapılan tebligatlar usulüne uygun olmayıp yetki itirazı süresindedir. Ne varki davalılar vekili, … ve…n’un yerleşim yerinin Bağcılar olmasına karşın yetki itirazında yetkili mahkeme olarak taşınmazın bulundu yer olan Büyükçekmece mahkemelerini yetkili olarak göstermiş olup, yetkili mahkeme doğru olarak gösterilmemiştir. Ayrıca yetki

itirazında bulunmayan borçlu şirket ile 3. kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olduğundan, yalnız bir davalının ileri sürdüğü yetki itirazı hukuki sonuç doğurmaz.
Bu durumda usulüne uygun olarak yapılmış bir yetki itirazı olmadığından yetki itirazının reddi ile mahkemece davanın esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yetkisizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a geri verilmesine 3.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.