YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16338
KARAR NO : 2013/15247
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının işleteni olduğu traktörü ehliyetsiz olan davacının emekli sandığı iştirakçisi idaresine bırakarak meydana gelen kazada vefatına neden olduğunu, davacı iştirakçisinin vefatı nedeniyle eş ve çocuklarına dul ve yetim aylığı bağlandığını, iştirakçisinin eş ve çocuklarına bağlanan dul ve yetim aylıklarının peşin sermaye değerinin rücuya tabi olduğunu belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 9.000,00.-TL peşin sermaye değerinin 21.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davalının aracın işleteni olmadığı, müteveffa ile bir bağının bulunmadığı, kasten araç kullandırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, Emekli Sandığı iştirakçisi olan …’nin trafik kazası sonucu vefatı ile mirasçılarına bağlanan aylıkların peşin sermaye değerinin araç sürücüsünün mirasçıları olan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davanın dayanağı 5434 sayılı Emekli Sandığı Yasası’nın 29. maddesi olup hükümden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5510 sayılı yasa 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ve T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nü ortadan kaldırıp bu kurumların
yerine … kurularak Sosyal Güvenlik Kurumları tek çatı altında toplanmıştır.
5510 Sayılı Yasanın 101. maddesinde, bu yasanın uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerince çözümleneceği öngörülmüştür.
Şu halde yerel mahkemece, İş Mahkemesinin görevli olması nedeniyle İş Mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 07.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.