Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/9611 E. 2013/12697 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9611
KARAR NO : 2013/12697
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı alacaklı GES nakliyat tarafından müvekkil şirket aleyhine başlatılan takiple; meydana gelen kaza nedeni ile dava dışı … Sigorta Şirketine kasko poliçesi ile sigortalı aracın pert olması nedeni ile 43.000,00 TL kasko alacağının tahsilinin talep edildiğini, müvekkil şirketin bu borçtan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını ve sigorta sözleşmesine aracı acente olduğunu, Acenteye karşı doğrudan borçlu sıfatı ile takip başlatılamayacağını ve dava açılamayacağını, acentelerin sigorta tazminatı ve tazminata ilişkin avans ödeyemeyeceklerini, acenteye karşı asıla izafeten olduğu belirtilmeden doğrudan doğruya dava açılıp husumet yöneltilemeyeceğini belirterek alacaklı tarafından başlatılan takipte borçlu olunmadığının tespitine, davalının %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 116 ve devamı maddelerinde acentelik müessesesi düzenlenmiş, 119/2. maddesinde acentenin müvekkili namına dava açabileceği gibi
2013/9611
2013/12697
kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir. Acenta müvekkili adına sözleşme yapma ve TTK’nın 116. vd. maddelerinde belirtildiği gibi müvekkili adına işlem yapmakla yetkili olup, müvekkili adına borçtan doğrudan sorumlu değildir. TTK.nın 119/2 nci maddesi hükmüne göre, acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı doğrudan dava açılamaz, icra takibi yapılamaz, asaleten husumet yöneltilemez. Olağan olanı, acentenin müvekkiline karşı husumetin yöneltilmesidir. Somut olayda da davalı, acente aleyhine hasar bedelinin tahsili amcıyla takip başlatmıştır. Davanın, davalının acente aleyhine takip yapmasının yerinde olmadığından kabulü ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi üzerine davalı aleyhine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkarılmasına ve “1.320.00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” tümcesinin eklenmesine ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.