Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12111 E. 2012/1495 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12111
KARAR NO : 2012/1495
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, …. İcra Müdürlüğü’nün 2008/25416 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/3778 sayılı Talimat dosyasında yapılan 27.09.2010 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, bir başka takip dosyasında aynı yerde yapılan haciz sırasında hazır bulunan şahısların borçlu şirketin daha önce bu adreste faaliyet gösterdiğini beyan ettiklerini, ayrı bir takip dosyasında da yaptırılan araştırma ile bu beyanların doğrulandığını, hacizde borçluya ait kartvizitin ele geçtiğini, davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ve istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü, muvazaalı iş yeri devri yapıldığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapılmadığı, haciz adresinin borçlunun ticari merkezi ile ilgisinin bulunmadığı, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, aksini ispat yükü altında olan üçüncü kişinin güçlü deliller sunamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı üçüncü kişi şirket haciz adresinde, icra takibine konu senetlerin keşide tarihinden sonra, vade tarihlerinden ise kısa bir süre önce kurulmuş olup borçlu ile aynı alanda faaliyet göstermektedir. Kurucularının soyadı ile borçlu şirketin ortaklarının soyadı aynıdır. Diğer yandan … İcra Müdürlüğü’nün 2009/1135 sayılı Takip dosyasında (aynı adreste) yapılan 25.06.2010 günlü hacizde hazır bulunan … isimli şahıs, borçlu şirketin daha önce aynı yerde faaliyet gösterdiğini beyan etmiştir. Haciz tutanakları, İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Diğer yandan, …. İcra Müdürlüğü’nün 2008/27923 sayılı Takip dosyasında yapılan kolluk araştırması ile de bu durum doğrulanmıştır.
Davacı şirket, borçlunun eski adresinde borcun doğumundan sonra kurulup aynı alanda faaliyete başlamıştır. Aradaki akrabalık bağı ve derecesi tespit edilmemiş olmakla birlikte iki şirketin bir kısım ortaklarının soyadı aynıdır.
Bu durumda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi, kira sözleşmesi, tanık anlatımı ve fatura gibi delillere dayanmıştır. Ne var ki, mahkemece mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu düşüncesi ile alacaklının ispat yükü altında olduğu kabul edilmiş bu nedenle de davacı ve borçlu arasında örtülü iş yeri devri yapılıp yapılmadığı, yapılmamışsa sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olup olmadığı konuları yeterince ve yöntemince araştırılıp değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir.
Yapılması gereken iş öncelikle, nüfus kayıtlarına göre iki şirketin ortakları arasındaki akrabalık bağı ile derecesini belirlemek, ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de aralarında örtülü iş yeri devri bulunup bulunmadığını saptamaktır. Kaldı ki istihkak iddiasının muvazaaya dayanmadığı sonucuna varılsa dahi bu kez sunulan faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu konularında yine keşif ve bilirkişi incelemelerinin yapılması gerekecektir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 13.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.