YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10534
KARAR NO : 2011/1801
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan 10 ada 2 nolu parseldeki taşınmazın 1500 metrekaresini 12.4.1988 tarihli harici sözleşme ile satın alıp bedeli olan 10,00 TL:nı ödediğini, tapu ferağını vermeyince aynı taşınmazı 14.1.1997 tarihli sözleşme ile ikinci kez satın alarak 100.000 DM. Bedeli nakden ödediğini ancak tapu devrinin verilmediğini ileri sürerek, ilk sözleşme ile ödediği bedelin güncelleşmiş değerinin tesbit edilerek, fazla hakları saklı 10.000 TL.nin yasal faizi ile ve ikinci sözleşme ile ödenen bedelden de şimdilik 10.000 DM.nin karşılığı 6.000 euronun fiili ödeme günündeki TL. karşılığının 14.1.1997 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yabancı para alacağına uygulanan faizi ile ödetilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
Davalı, davacı kardeşinin ilk satıştan sonra 12.4.1988 tarihli harici sözleşmeyi kaybettiğini, bildirince kendisine güvenerek getirdiği ikinci sözleşmeyi imzaladığını, 14.1.1997 tarihli bu sözleşmeden dolayı bir bedel almadığını, imar uygulamasından sonra davacıya tapu devrini verdiğini bu nedenle sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, hiçbir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 27.247,35 euronun fiili ödeme tarihindeki TL. karşılığının davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının alıcı, davalının satıcı olarak imzaladığı 12.4.1988 tarihli haricen düzenlenen sözleşmede, 10 ada 2 nolu 2010/10534 2011/1801
parselde davalı adına kayıtlı taşınmazdan hissesine düşen 1,5 dönümlük taşınmazı 10,00 TL. bedelle davacıya satılıp bedelinin ödendiğinin yazılı olduğu, yine davacı ve davalının imzaladığı 14.1.1997 tarihli harici sözleşmede de; 2 nolu parselde kayıtlı 1500 metrekarelik taşınmazın 100.000 DM. Bedelle davacıya satılıp zilyedliğinin devir edildiği ve bedelinin nakden ödendiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, davalının ilk satıştan sonra arazi değerinin arttığı ve 1988 tarihinde ödenen bedelin çok düşük kaldığı bu nedenle tapu devri için 100.000 DM.nin ödenmesini talep edince ikinci sözleşmenin yapıldığını ileri sürmüş, davalı da, ikinci sözleşme ile kendisine bir bedel ödenmediğini, ayrıca tapu devri yapıldığından sözleşmenin de hükümsüz kaldığını savunmuştur. Mahkemece, ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin yenilendiğinden bahisle davacının ilk sözleşme nedeni ile talep ettiği bedelin reddine, tapu kayıtlarından sözleşmeye konu taşınmazın davalı tarafından 700,18 metrekarelik kısmının tapuda davacıya devir edildiği , ödenen satış bedeli 100.000 DM.nin , devir edilmeyen 799,82 metrekareye isabet eden 27.247,35 euronun fiili ödeme tarihindeki TL. karşılığının tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz satışından kaynaklanmaktadır. Yasanın aradığı şekil şartlarına uyularak, resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi olmadığından, yapılan satış işlemi MK.706,BK.213 Tapu Kanunun 26.maddesi hükmüne göre geçersizdir. Bu nedenle taraflar ancak verdiklerini isteyebilirler. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına uygun çözümlenmesi ve tasfiye edilmesi gerekir.
Taraflar arasındaki 12.4.1988 tarihli sözleşmeden sonra düzenlenen 14.1.1997 tarihli sözleşmede, ilk sözleşmeye bir atıf bulunmadığı gibi, ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin yenilendiği ve hükümsüz kaldığına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. O halde aynı taşınmaza ilişkin olarak taraflar arasında iki ayrı sözleşmenin yapıldığı ve ayrı ayrı bedellerinin ödendiğinin kabulü gerekir.
Ayrıca sözleşmeye konu, 10 ada 2 nolu parselin imar uygulaması ile değişik parsellere ayrıldığı, taşınmazdaki davalı …’e ait 2/160 hissenin 11.3.2003 tarihli resmi senet ile davacıya satışının yapıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece, tapu kayıtlarından harici sözleşmeye konu 1500 metrekarelik kısmın 700,18 metrekarelik kısmının davacıya tapuda devir edildiği kabul edilmiş, ancak yargılamada alınan 17.10.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacıya tapu devri yapılan kısmın 154.59 metrekareye isabet ettiği açıklanmıştır. Bu nedenle, mahkemece hangi gerekçe ile devir edilen taşınmaz miktarının 700,18 TL. olduğu hususu anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında kural olarak mahkemece yapılacak …, davacının, ilk sözleşme ile 12.4.1988 tarihinde ödediği 10,00 TL.nin çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle davacının taşınmazın tapusunun
2010/10534 2011/1801
kendisine verilmeyeceğini öğrendiği yani ifanın imkansız hale geldiği tarihte ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktarla, ikinci sözleşme ile ödenen satış bedelinin toplamına yine sözleşmeye konu 1500 metrekarelik taşınmazın ne miktarının davacıya tapuda devir edildiği hususu ayrıntılı olarak araştırılarak devir edilmeyen miktara oranlanarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacı, dava dilekçesinde ilk sözleşmeden kaynaklanan alacağına yasal faiz, ikinci sözleşmeden kaynaklanan alacağına da sözleşme tarihinden itibaren fiili ödeme günündeki TL. karşılığının 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yabancı para alacağına uygulanan faizi ile ödetilmesini istemiştir. 14.1.1997 tarihli sözleşmede de, tapu devrinin verilemediği durumda alınan bedelin aynen satım tarihinden itibaren kısa vadeli mevduata uygulanan faizi ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. O halde sözleşme hükmü de gözetilerek davacının faiz isteği konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının dtemyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2.366.97 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 10.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.