YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/44
KARAR NO : 2012/812
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 142 ada 28 ve 29 parsel sayılı 9974,83 ve 5757,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlarla ilgili kadastro tutanakları, aynı kuvvette iki tapu kaydının bulunması nedeni ile malikinin belirlenmesi için Kadastro Kanunu’nun 10. maddesi gereğince Kadastro Komisyonu tarafından Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazların … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazine’ye ait tapu kaydı ile davalı olarak kabul edilen …’e ait tapu kaydının aynı yere ait olduğu, ancak davalı tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluştuğu gerekçesiyle davalı tapu kaydına itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Her iki tapu kaydının haritaları olduğu halde tescil ve tevzi haritaları ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek kayıtlar çakıştırılarak taşınmazlara uygulanmamış, çekişmeli taşınmazların kuzeyinde bulunan Karakoçan-Kiğı şosesinin tapu kayıtlarının oluşumundan sonra açılıp açılmadığı araştırılmamış; kayıtların kapsamı belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, Hazine tapusunun dayanağını oluşturan toprak tevzi komisyonunca düzenlenen tutanak, harita ve eki olan tüm belgeler ile komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ve dayanak belgeler getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmazların başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, tarafların dayandıkları tapu kayıtları, tescil ve tevzi haritaları ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek sabit noktalar esas alınmak suretiyle çakıştırılarak uygulanmalı, kapsamları kesin olarak belirlenmeli, haritaların uygulama yeteneğinin bulunmaması halinde kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilere okunup, zeminde tek tek göstertilmesi sağlanmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, tapu kayıtlarının çakışması halinde çakışan bölümde Hazinenin taraf olduğu tescil ilamının kesin hüküm nedeniyle Hazine’yi bağlayacağı ve davalı tapusuna değer verilmesi gerektiği göz önüne alınmalı, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtları kapsamı dışında kalan bölümlerin bulunması halinde Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik şartlarının davalı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.