YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1034
KARAR NO : 2010/7127
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …’i diğer davalı … vasıtasıyla tanıdığını, kendi yapmış olduğu inşaattan bir daireyi davalı …’e 120.000 YTL bedelle 23.9.2008 tarihinde tapudan devredip sattığını, ancak bu satış nedeniyle davalı …’den hiç para almadığını, satış bedelinin daha sonra verileceği hususunda şifahen anlaşıldığını, davalı …’ın da “paranı alamazsan ben veririm” diyerek davalı …’e kefil olduğunu, bu sözüne güvenerek tapuda ferağ işlemini yaptığını, ancak dairenin satış bedelinin ödenmediğini belirterek satış bedeli 120.000 YTL’nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı …, satış bedelini davacının aldığını, bu durumu resmi satış senedinde açıkça beyan ettiğini, aksinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı da husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya sattığı taşınmazın bedeli olan 120.000 YTL alacağının tahsili talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı …, tapuda düzenlenen taşınmaz satışına ilişkin resmi sözleşmede davacının bedeli aldığını beyan ettiğini, davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Dosya içinde bulunan 23.9.2008 tarihli resmi akit tablosunda, dava konusu taşınmazın 60.250 YTL bedelle davacı tarafından davalı …’e satışının yapıldığı, satış bedelinin nakten ve tamamen alındığı yazılı olup, satış bedelinin ödendiğinin kabulü gerekir. Davacı, davalı …’in satış bedelini
2010/1034-7127
ödemediğini iddia etmiş ise de, bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamıştır. HUMK’nun 288. ve devamı maddeleri gereği miktar itibariyle ve karşı tarafın açık muvafakati olmadığından tanık dinlenemez. Davacı ibraz ettiği delillerle iddiasını kanıtlayamamıştır. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde “yemin ve her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşılmakla davacıya bu iddiası ile ilgili yemin yöneltme hakkı hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.