YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25618
KARAR NO : 2013/18746
KARAR TARİHİ : 13.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve fazla mesai ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davalıya ait işyerinde 08.08.2007-01.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iki haftada bir pazartesi izin yapmak suretiyle iki haftada toplamda 13 gün sürekli 12 saat çalıştığını, iş yerinde iki vardiya çalışıldığını, çalışma süresinin 12 saatin altına düşmediğini ve yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yıllık ücretli izin alacağı, hafta Tatili ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, taleplerini 04.07.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile artırmıştır.
Davalı vekili; davacının fazla mesai yapmayı iş akdi ile kabul ettiğini, iş akdinde aylık ücretine yapmış olduğu fazla mesailerinde dahil olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda 270 saate kadar olan fazla mesai ücretinin davacı ücretine dahil olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bunu aşan fazla mesailerin ise imzalı bordrolarla davacıya ödendiğini,ayrıca ücretli izinlerini de kullandığını ve her hafta bir tam gün ücretli hafta tatili verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ,yıllık izin ücreti alacağı olup olmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. İş Kanunu’nun 41. maddesinde yazılı olan fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, dosyaya sunulan bir kısım imzalı ücret bordrolarında fazla mesai ücreti tahakkuku yapıldığı anlaşılmış olup,davacının bordrolardaki imzaları hakkında beyanı alınarak, imzanın davacıya ait çıkması halinde bu dönemler dışlanarak fazla mesai ücreti hesabı yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, imzalı yıllık izin formlarında davacıya 1,2,3 gün şeklinde parçalı olarak yıllık izin kullandırıldığı, Mahkemece bu izinli günlerin 10 günden az bölünerek kulllandırıldığı için kabul edilmediği anlaşılmaktadır.Yıllık izin formlarında davacının imzasının bulunması karşısında 1,2,3, 4,5,6 gün şeklinde kullandırılan izin sürelerinin kullandırıldığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağının belirlenmesi gerekirken yanlış yorum ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.