Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/4697 E. 2012/8478 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4697
KARAR NO : 2012/8478
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “yetersiz inceleme sonucu verilen hükmün isabetsiz olduğu belirtilerek tarafların dayandıkları kayıtların revizyonunun araştırılması, Hazinenin dayandığı tapu kaydı da tesisinden itibaren getirtilip mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dayanılan kayıtların kapsamlarının yöntemince belirlenmesi, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden kalıp kalmadığı üzerinde durularak zilyetlik durumunun belirlenmesi, bundan sonra … Köyü Tüzel Kişiliğinin müdahale talebi de dikkate alınıp, tüm deliller, değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, taşınmazın, fen bilirkişisinin rapor ve Ek 2 krokisinde (A) harfi ile gösterilen 18000,47 m2 bölümünün paylı olarak davalı ile müdahil … mirasçıları adına tesciline, aynı rapor ve krokide (B) harfi ile gösterilen 232054,947 m2 yerin davacı … adına tesciline, müdahil … Köyü Tüzel Kişiliği’nin davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili, davalı … mirasçıları ve müdahil … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …’nin dayandığı tapu kayıtları ile katılan … ‘ın dayandığı tapu kayıtlarının mevki ve sınırları itibariyle dava konusu taşınmaza uymadığı, taşınmazın güneyindeki dereden sonra gelen meranın devamı niteliğinde olmadığı mahkemece toplanıp doğru olarak değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Mahkemece, kadastro komisyonu kararına esas alınan 1937 tarih ve 45 nolu vergi kaydının kapsamında kaldığı belirtilerek kayıt miktarı kadar bölümün katılan ve davalı mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, davalıların dava dışı 340 parsel sayılı taşınmazdan belgesiz olarak 100 dönüm yer edinmiş olmaları nedeniyle bu taşınmazdan zilyetlik yoluyla yer edinemeyecekleri gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Vergi kaydı mülkiyet belgesi olmadığından zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ne var ki taşınmaz üzerinde kadastro tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun, iktisap sağlar nitelikte zilyetlik olup olmadığı konusunda alınan beyanlar çelişkili olup, karar vermeye yeterli olmadığı gibi; taşınmazın tarımsal niteliği, toprak yapısı bakımından ziraatçı bilirkişi kurulundan da görüş alınmamıştır. Mahkemenin, keşif tutanağına yansıyan şekliyle kullanım durumu ve taşınmazın niteliğine ilişkin gözlemi de yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için, kadastro tespiti 1617 sayılı Yasa’nın yürürlük gününden önce yapıldığına göre, müşterek maliklerden her birinin her taşınmazda ayrı ayrı 100 dönüme kadar yer edinebilmelerinin mümkün olduğu da göz önüne alınarak kadastro tespit günü itibariyle katılan ve davalılar lehine zilyetlik yolu ile edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği bakımından mahkemece, davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi, tarafların aynı nitelikteki kişiler arasından bildirecekleri tanıklar, üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve ne şekilde geçtiği gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalıdır. Ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini ve toprak yapısını bildirir, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenen, fen bilirkişisinden ise yapılacak keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.