Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/10114 E. 2012/12109 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10114
KARAR NO : 2012/12109
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.06.2011 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Babaeski-İkitelli Enerji Nakil Hattı 47 ve 48 pilonları arasında davalının maliki olduğu 324 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, irtifak hakkını ihlal edecek şekilde ve Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliğinin 44. maddesine aykırı olarak taşınmaz üzerine bina yapıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Davalı, taşınmaz üzerinde irtifak hakkı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, irtifak hakkına elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun “Taşınmaz Mülkiyetinin İçeriği” başlığını taşıyan ve mülkiyetin kapsamını belirleyen 718.maddesinde; “Arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer” hükmünü taşımaktadır. Arazideki yapılar kavramı ise Medeni Kanunun 722-728 maddelerinde düzenlenmiş olup Medeni Kanunun 727. maddesinde de mecralara yer verilmiştir. 727. madde; “Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine bir düzenleme olmadıkça işletmenin eklentisi
ve işletme malikinin malı sayılır. İrtifak hakkı sahibinin hakkın kullanımına elatma olduğu zaman bunun giderilmesini isteme olanağı da vardır.
İrtifak hakkı ile ilgili bu kısa açıklamadan sonra somut olaya gelince; dava konusu 324 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümlerine göre emniyet sahasını ihlal edecek ve irtifak hakkına elatma oluşturucak şekilde inşaa edildiği ileri sürülmüştür. Dava konusu taşınmaz tapuda davalı adına kayıtlıdır. Taşınmaz üzerinde de irtifak hakkı bulunup bulunmadığı tapu kaydından ve dosyadaki belgelerden anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılmış, bilirkişi raporlarına göre de davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taşınmaz başında irtifak hakkının dayanağı olan ve irtifak hakkının kapsamını gösterir krokiler uygulanmamış, bilirkişilerce tam bir ölçeklendirme ile taşkınlık saptanmamış, sadece taşkın kısım işaretlenmiştir. Bu durumda infaza elverişli ve iddiaları tamamen kanıtlamaya yeterli bir bilirkişi raporunun varlığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece öncelikle yeniden bilirkişi görüşüne başvurularak(HMK m.266) irtifak hakkının dayanağı belgeler dosya içine alınarak kroki ve belgeler uygulanmak suretiyle irtifak hakkına elatmanın bulunup bulunmadığının saptanması, elatma var ise bunun kapsamının ölçekli ve infaza elverişli krokide gösterilecek şekilde rapor alınması gerekir.(HMK m.279).
Belirtilen tüm bu hususlar üzerinde durulmadan, irtifak hakkının dayanağı belgeler uygulanmak suretiyle elatmanın varlığı saptanmadan sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.