Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/2091 E. 2011/10453 K. 30.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2091
KARAR NO : 2011/10453
KARAR TARİHİ : 30.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının eczacı olduğunu, müşterek olarak …’da eczane açmaya karar verdiklerini,eczanenin tüm finansmanını kendisinin sağlamayı taahhüt ettiğini,karşılığında davalının diploma ve ruhsatını kullandırmayı taahhüt ettiğini,davalının eczanenin masraf ve ruhsat işleri için 10.000TL para istemesi üzerine,muhtelif tarihlerde davalının banka hesabına toplam 8.000TL para havale ettiğini,bilahare davalının ruhsat çıkaramadığı gerekçesiyle anlaşmayı iptal ederek parayı iade etmeyeceğini söylediğini,davalının parayı geri ödemediği gibi başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek,davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile ortak … yapma niyetinin olmadığını, kendisine gönderilen paraların davacının kendisine olan borcunun ifası olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu parayı davalıya borç olarak gönderdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eczacı olan davalı ile …’da müşterek eczane açma hususunda anlaştıklarını,eczanenin tüm finansmanını kendisinin sağlamayı taahhüt ettiğini,bu kapsamda davalının talebi üzerine davalıya toplam 8.000TL para havale ettiğini,daha sonra davalının anlaşmayı iptal ederek parayı iade etmediğini,bu paranın tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmış,mahkemece,davacının dava konusu parayı davalıya borç olarak gönderdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bir akit, ihtiva ettiği hak ve borçlar itibariyle hukuk düzeninin emredici bir normuyla çatıştığı taktirde hukuka aykırılık söz konusudur.Emredici normlar kamu menfaat ve düzenini koruma amacını güderler. Emredici normlar herkese hitap eder, herkese ödevler yükleyen genel ve objektif davranış kurallarıdır.Emredici hukuk kuralına aykırı sözleşmeler batıldır.İlk önce uyuşmazlığa bu açıdan bakılarak incelemek gerekir.6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun hükümleri toplumun sağlığı ve kamu düzeni ile doğrudan ilgili hükümlerdir. Anılan Yasanın 1.maddesinde,eczane açmak eczacılık tekeline bağlı tutulmuştur. 2. maddede, eczacılık yapabilmek için diğer koşullar yanında temel koşul olarak “Türkiye Eczacı Mektep veya Fakülteleri’nden diplomalı olmak” öngörülmüştür. Yasanın diğer maddelerinde de yer yer ve insicamlı bir şekilde bu ilke korunmuş, 40. madde ile de aksine hareket edenler hakkında cezai müeyyideler getirilmiştir.
Şu durum karşısında, yasanın tüm maddelerinin metninden, yazılış şeklinden ve izlediği amaçtan bakıldığında kamu menfaat ve düzenini amaçladığı ve toplumun sağlığı ile doğrudan ilgili emredici hükümler getirdiğinde bir an dahi duraksamaya yer olmamalıdır. Davacının iddia ettiği müşterek eczane açma hususundaki sözleşmenin eczacı olmayan bir kişinin eczane açmasını ve işletmesini sağladığı ve bunu amaçladığı 6197 sayılı Yasanın kamu düzeni düşüncesiyle koyduğu kuralları değiştirmeyi hedef tuttuğu çok açıktır. Bu durumda, sözleşmenin amacı ve tarafların iddia edilen edimleri az yukarıda açıklanan yasanın emredici normlarıyla çatıştığı için hukuka aykırıdır.Hukuka aykırı sözleşmeler BK.nun 19 ve 20. maddeleri gereğince butlan nedeniyle geçersizdir,hukuken tarafları bağlamaz ve bir hak ve borç doğurmaz.Davacı,hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak talepte bulunamaz.Mahkemece,bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek onanması HUMK 438/son maddesi gereğidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı tarafından temyiz edilen ve sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.