Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/4092 E. 2011/7194 K. 12.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4092
KARAR NO : 2011/7194
KARAR TARİHİ : 12.12.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkete başvurarak işten ayrılmak istediğini belirttiğini, davacının isteği doğrultusunda iş aktinin sona erdirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 04.12.2009 tarihli istifa dilekçesinin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan davalı işverence feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi de mümkündür. Sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak değerlendirilmelidir.
İşçi ve işveren iradelerin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap) ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.
İstifa hizmet sözleşmesinde, bozucu yenilik doğuran bir irade açıklaması olup karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurur. Bu nedenle bu beyandan dönülmesi mümkün değildir.İstifa suretiyle hizmet sözleşmesini bozmuş olan davacının 04.12.2009 tarihli dilekçesi somut olayda işleme konulmuş, davacının istifayı geri alan …tarihli talebi işverence kabul edilmemiştir. Uyuşmazlıkta çözülmesi gereken husus iddia edildiği gibi istifa iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı noktasındadır. Davacının eğitim düzeyi yaptığı iş ve nitelikleri dikkate alındığında ve dosyadaki mevcut delillerden davacının istifa dilekçesi verilmesi sırasında iradesinin fesada uğratıldığının kabulü mümkün değildir. İstifa dilekçesinin davacıdan baskı ile alındığı yolundaki davacı tanığı anlatımları da görgüye dayalı bilgiler olmayıp davacı anlatımlarının aktarılmasından ibarettir. Aksine davalı tanığı anlatımlarından ise davacının işyeri dışında başka yerde ayda belirli günlerde simultene tercüme için işyeri şartlarından kaynaklanan sebeplerle izin verilmeyişinin davacı yönünden huzursuzluğa neden olduğu taraflar arasındaki iş sözleşmesinde işverenin bu tercüme işi için izin verileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi sözleşmenin 8. maddesi uyarınca davacının başka yerde çalışmasının yasak olduğu anılan sebeplerle istifa dilekçesinin davacıdan baskı ile alındığının kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Mevcut delil durumuna göre iş sözleşmesi istifa ile sona erdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.