YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4431
KARAR NO : 2011/6046
KARAR TARİHİ : 04.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2007 gününde verilen dilekçe ile yola ve su arkına elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve mecra hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yola elatmanın önlenmesi ve Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “zorunlu su irtifakı” kurulması istemlerine ilişkindir.
Davalılardan …, davacının su yolu mecra ihtiyacını başka taşınmazlardan karşılayabileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişilerin krokisinde A, B ve C harfleri ile işaretlenen ve yol olduğu saptanan taşınmaz bölümüne davalıların elatmalarının önlenmesine, bedeli karşılığı bilirkişi krokisinde kırmızı ve mavi ile boyanan bölümden davacı parseli yararına su yolu mecra hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Zorunlu su mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde; isteği öne süren kişinin zorunlu su mecra hakkı kurulmasına ihtiyacı olup olmadığının Saptanması, taşınmazının bu ihtiyacını karşılama olanağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, su ihtiyacı varsa bunu kendisinin aşırı zahmet ve gidere katlanarak başka yoldan sağlayıp sağlamayacağının araştırılması, bütün bunların yanında da zorunlu su irtifakı kurulacak kaynak sahibinin menfaatinin gözetilip gözetilmediği hususları üzerinde durulması gerekmektedir. O yüzden bu tür davalarda zorunlu su irtifakı kurulacak güzergâhtaki bütün taşınmaz malikleri ile kaynak sahibi davada taraf olarak yer almalıdır. Çünkü bu tür irtifakın da kesintisizlik ilkesine göre tesisi gerekir. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği de belirlenerek kararda gösterilmelidir.
Mahkemece bütün bu yönler üzerinde durulmuş değildir.
Bunların dışında, belirtilmelidir ki genel yollar kamu malı niteliğindedir. Kişinin yararı ile kamu yararının çatışması halinde kamu yararının önde tutulması gerekeceğinden genel yol niteliğindeki bir yerden mecra irtifakı tesisine olanak yoktur. Kısaca belirtmek gerekirse bilirkişi raporu ve krokisinde mavi renkle gösterilen yol bölümünden davacının 1025 sayılı parseli yararına mecra irtifakı tesisi olanaksızdır. Mahkemenin bu hususu da gözden kaçırması doğru olmamıştır.
Ayrıca, HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hükmün infazında tereddüt meydana getirmeyecek şekilde açıkça yazılması lazımdır. Karar yerinde mecra irtifakının arazinin üzerinden veya altından nasıl geçirileceği gösterilmediği gibi mecranın nitelikleri de belirtilmemiştir. Bu husus da yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, özellikle yerinde yeniden keşif yapılarak davacının 1025 parselinin mecra hakkı ihtiyacı içinde olup olmadığını bilirkişiye inceletmek, böyle bir ihtiyacı varsa su yolu mecrasına yolun dışında başka alternatifler de aramak, ihtiyacın nasıl karşılanacağını bilirkişiye tespit ettirmek, bütün bunların sonucuna uygun hüküm kurmak, aksi halde su yolu mecrasına ilişkin istemi reddetmek olmalıdır.
Karar bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 04.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.