YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18502
KARAR NO : 2011/9593
KARAR TARİHİ : 16.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, patates üreticisi olduğunu, davalıdan patates tohumu satın aldığını, tohumun 1. sınıf sertifikalı olduğu söylenerek satıldığını, ancak ekilen patateslerin ve bitkinin gelişmediğini, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/86 D. … sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını, zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 59.000-TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve tespit masrafları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 17.700,00-TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 12.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması
Mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararın verildiği duruşma tutanağında sadece “ Davanın kısmen kabul kısmen reddine” karar verildiği belirtilmiş ve hüküm böylece tefhim edilmiş olup, taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmediği anlaşılmaktadır. Aynı tarihi taşıyan gerekçeli kararda ise “Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 17.700,00-TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 12.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine” şeklinde hüküm kurulması suretiyle HUMK’nun 388.maddesine açıkça aykırı şekilde yazılı olduğu gibi hüküm tesisi bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.