YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13276
KARAR NO : 2012/21389
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 17.09.1999 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile, davacının maddi tazminat talebinin SGK tahsisleri ile karşılanmış olduğu anlaşılmakla maddi tazminat talebinin reddine, davacının olaydan duyduğu üzüntü ve elem derecesi paranın alım gücü ekonomik sosyal kayıplar, tarafların kusur oranları, davacının maluliyeti göz önüne alınarak takdiren 9.000,00 TL manevi tazminatında olay tarihi olan 17.09.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacı ve davalı arasında yapılan protokole göre, “davacının inşaatın tüm katlarının kalıbını işciliği de dahil olmak üzere 750 TL m2 fiyattan aldığı, her kat betonunda 300 TL ödeneceği, … …’in malzemeyi temiz kullanması gerektiği, aynı zamanda inşaat süresi inşaattan kendi kalıbından sorumlu olduğu” şeklinde belirtildiği, 9.10.1999 tarihli protokole göre ise “davacı vekili …’e ve davacı ortağı …’a 2200 m2 kalıp için 1.600 TL ödendiği” şeklinde belirtildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine mi yoksa istisna akdine mi dayalı olduğu noktasında toplanmaktadır.
Hizmet akdinin unsurları; 1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, 2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi 3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması 4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur.
İstisna akdinde ise; bir eserin ücret karşılığında yaratılması söz konusudur. İstisna akdinde ücretin tespitinde eser göz önünde tutulur. İş sahibinin talimat verme yetkisi ise, elde edilecek sonuç içindir. Hâlbuki hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, işe başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir.
Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda ise davacı ile davalı arasında istisna akdinin unsurlarından olan bir eserin ücret karşılığında yaratılması söz konusudur.
Hal böyle olunca da, istisna akdine dayalı bir çalışma söz konusu olduğu açıktır.
Somut olayda taraflar arasında işçi, işveren, işveren vekili ilişkisi (hizmet ilişkisi) bulunmadığından tazminat istemli davanın genel mahkemelerde bakılması gerekir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce, yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur.
İş mahkemeleri, 5521 sayılı Yasa ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 5521 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Anılan maddede belirtildiği üzere, iş mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur: a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık, iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’ndan kaynaklanmalıdır.
Dava konusu uyuşmazlık, istisna akdine dayalı tazminata ilişkin olup, uyuşmazlığın niteliğine göre, davaya bakmak görevi genel mahkemelere aittir. Bu durumda, mahkemece, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 27/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.