Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8800 E. 2011/9646 K. 20.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8800
KARAR NO : 2011/9646
KARAR TARİHİ : 20.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2010 gününde verilen dilekçe ile alacağın tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ayıplı meydana getirilen eser sebebiyle yapılan harcamaların tahsili istemine ilişkindir.
Davalı, eserde ayıp bulunmadığını, eserin kararlaştırılan nitelikleri taşıdığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Ticaret Kanununun 25.maddesinde öngörülen süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme sözleşmesidir. Yüklenicinin edimi eseri meydana getirmek, iş sahibinin karşı edimi ise kendisine teslim edilen esere bedel (ücret) ödemektir. Eser, yüklenicin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfıyla gerçekleştirilen sonuçtur. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde sözleşmedeki dengeler bozulur. Bu bakımdan teslim edilen eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özelliği taşıması gerekir. Aksi halde eser, ayıplıdır ve yüklenicinin ayıptan dolayı sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse eserdeki ayıp, sözleşmede üzerinde anlaşılan (yüklenicinin esere ilişkin olarak zikrettiği) niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu niteliklerin meydana getirilen eserde bulunmamasıdır. Başka bir ifadeyle, eserde sözleşme ve dürüstlük kurallarına göre olması gereken vasıfla fiilen mevcut olan arasındaki fark ayıptır. Açık
./..
2011/8800 – 2011/9646 -2-

ayıp, eserin iş sahibine teslimi anında kolaylıkla görülebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanımı sırasında kendini gösteren ayıp türüdür.
Eser sözleşmesinin ayıplı meydana getirilmesi halinde, ayıp ihbar süresi Borçlar Kanununun 359.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre açık ayıplı işlerde iş sahibinin imal olunan şeyi teslim almasından sonra işlerin mutat cereyanına göre imkan bulur bulmaz muayene etmesi, kusurlu ise bunları yükleniciye bildirmesi gerekir. Somut olayda, eserdeki ayıpların nedeni ısmarlananla fiilen yapılıp teslim edilen arasındaki renk farkı olarak ifade edilmişse de davalıya eserdeki ayıplar ihbar edilmemiştir. Bu haliyle eser kabul edilmiş sayılır.
Mahkemece, ticari satışlarda uygulanan Türk Ticaret Kanununun 25.maddesindeki ayıp ihbar süresinden söz edilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekirse de, karar sonuçta davanın reddine ilişkin olduğundan hüküm HUMK’nun 438/son maddesince gerekçesi düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile yukarıda yazılan gerekçeye göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonuç bakımından usul ve yasaya uygun hükmün GEREKÇESİ DÜZELTİMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 20.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.