YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2575
KARAR NO : 2010/3018
KARAR TARİHİ : 22.03.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 03.11.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 03.11.2008 tarihli dilekçesi ile; 93 parsel sayılı 4000 m2 tarla cinsli taşınmazı lehine, 92 parsel sayılı taşınmazdan 25.06.1981 tarihli anlaşma zabtı gereğince eskiden beri kullandığı 50 cm.lik yoldan 3 metre genişliğinde geçit hakkı tesisi istemiştir.
Davalı vekili öncelikle davanın reddini, olmazsa davalının 1/2 paydaşı olduğu dava dışı 91 sayılı parsel içerisinden geçen fiili yoldan veya 91 ve 92 sayılı parsellerin müşterek sınırından geçit verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması
konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır.
Somut olayda; mahkemece 25.11.2009 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle istem hüküm altına alınmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, geçit hakları kurulurken tarafların yarar ve zarar dengesi, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre belirlenmeli, genel yola çıkmak için davacının ihtiyacını karşılayacak birden fazla seçenek varsa, mutlaka ona en yararlı ve en az masraflı olacak yerden değil, geçit vermekle yükümlü olanlardan da en az zarar görecek olan veya olanlar saptanmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre bu ihtiyaç karşılanmalıdır.
Tüm bu anlatılanların ışığı altında mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişiler aracılığı ile mahallinde yeniden keşif ve inceleme yapmak, davalının savunmasını açıklayacak surette alternatifler incelenmek ve özellikle 91 ve 92 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırı da irdelenmek, taraf teşkili yerine getirildikten sonra en uygun güzergah belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.