YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5083
KARAR NO : 2021/11446
KARAR TARİHİ : 30.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen kararın süresi içinde karşı taraf (davalı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Başvuru sahibi vekili; karşı tarafa (davalıya) trafik sigortalı aracın tek taraflı kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığını, davacının en az %37 oranında malul kaldığını açıklayıp bakiye zararlarına karşılık olarak 132.716,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı taraf (davalı) vekili, davalı aleyhine daha önce dava açıldığını ve davacıya yeterli ödeme yapıldığını ileri sürerek kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 132.716,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığını açıklayıp bakiye zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı tarafça yapılan savunmada, davacının bu davadan evvel 2015 yılında maluliyet tazminatı talebi ile davalı şirkete başvuru yaptığını, sunulan maluliyet raporuna istinaden %15 maluliyet oranı üzerinden davacı tarafa 24/06/2015 tarihinde 117.284,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeden sonra davacı tarafından bu kez ödemenin yetersiz olduğu gerekçesi ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, Tahkim heyetince 2015.E.17212,2016.K.3372 sayılı dosya ile yapılan yargılama neticesinde 27.688,84 TL. bakiye maluliyet tazminatına karar verildiğini, karar doğrultusunda davalı tarafça icra dosyasına 18.04.2016 tarihinde 27.688,84 TL asıl alacak olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 38.192,75 TL ödeme yapıldığını, davalının poliçe kapsamından doğan tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, davacının karşılanmamış zararının bulunmadığını, davacının maluliyet oranında gelişen durumun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, Hakem Heyetince anılan savunma üzerinde durulmayarak davanın kabulü yönünde karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Davacının aynı kazaya bağlı olarak yeniden talepte bulunabilmesi için maluliyet oranındaki artışta gelişen bir durumunun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Somut olayda; bu davadan önce alınan maluliyet raporunda davacının %15 oranında sürekli iş göremez olduğu belirlenmiş, eldeki davada ise davacının %37 oranında sürekli iş göremez olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle her iki rapor arasında bariz farklılıklar bulunmaktadır.
Taraflar arasında görülen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2015.E.17212,2016.K.3372 sayılı davası kesinleştiği için bu davada alınan maluliyet raporları taraflar için bağlayıcı olup artık aynı hukuki sebeplerle ikinci bir dava açılamaz. Ne var ki gelişen durumların varlığı halinde artık yeni ortaya çıkan durumlar açısından kesin hüküm söz konusu değildir. Zira daha önceki yargılamada sonradan gelişen bu durumlar yargılama konusu yapılmamıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Hakem Heyetince karara esas alınan maluliyet raporunda gelişen durum olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle anılan rapor karar vermeye yeterli ve elverişli değildir.
Bu durumda Hakem Heyetince, davacıya ait tüm tıbbi belgeler getirtilerek taraflar arasında görülen davalarda alınan maluliyete ilişkin bilirkişi raporları arasındaki farklılığın sebebinin araştırılması, yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, maluliyetin artmasına ilişkin gelişen durumların olup olmadığı, ilk davada alınan maluliyet raporunda saptanan ve değerlendirmeye alınan tıbbi bulgular ile eldeki davada alınan raporda dikkate alınan tıbbi bulguların aynı olup olmadığı, ilk rapordan sonra ortaya çıkan arazların bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu kazayla bağlantısı olup olmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, gelişen durumların olmaması halinde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi, gelişen durumların bulunması halinde yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı … şirketi kaza tarihinde geçerli teminat limiti ile zarardan sorumlu olup kaza tarihi itibari ile davalının sorumlu olduğu teminat limiti 250.000,00 TL’dir. Davalı tarafça eldeki bu davadan önce davacıya yapılan ödemeler dikkate alındığında davalının bakiye teminat limiti gözetilmeksizin teminat limiti aşılacak şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
4-Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının başvurusunun kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 16.558,02 TL vekalet ücretine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine(maktu ücretin altında kalmamak kaydı ile) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi doğru de görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.