YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2398
KARAR NO : 2012/13507
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.Hasan Hüseyin Uyar ile davalı vek.Av….in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında KDV ve vergilerinin rücu olarak nitelendirip icra takibine başladığını ileri sürerek takipten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu işlemin faturalı üretim desteğinden kaynaklandığını, davacının dava dışı…Ltd.Şti.’nden müvekkili banka ile imzalanan Fon Kullanma Sözleşmesi çerçevesinde mal aldığını,…Ltd.Şti.’nin inşaat demirlerinin satımına ilişkin faturaları müvekkili bankaya kestiğini, bankanın da davacıya bu faturaları düzenlediğini, davacının teklifte bulunduğu firmaya ait bu faturaların sahte çıkması üzerine, 288.144,75 TL.lik ceza tahakkuk ettiğini ve kesinleşmesinden sonra müvekkilince ödendiğini, davacıyla imzalanan sözleşme kapsamında rücu edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu, faturalar, sözleşme ve vergi inceleme yazısına göre, davacının dava dışı şirketle doğrudan ilişkisi olmadığına göre sahte faturanın içeriğini bilmesinin mümkün olmadığı gibi sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu alacaktan dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili, davalı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüşse de söz konusu dilekçenin HUMK’nun 433.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince;
Taraflar arasında akdedilmiş Fon Kullanma Sözleşmesinin 4.maddesinin (f) fıkrasında “Müşterinin talep ettiği malın satın alınacağı yeri, satıcıyı (kurumun malı kimden satın alacağını) aldığı malın cinsini, miktarını, vasıfları, kalitesini, tayin ve tespit edenin ve aldığı malı tek tek belirleyerek tespit edenin, malın kendisine teslimine kadar alınması gerekli tedbirlerin neler olduğunun ve nasıl sevk edileceğini, nasıl muhafaza edileceğini, tayin ve tespit edenin ve gerekli tedbiri alması gerekenin ve bu mal konusunda uzman olanın müşterinin kendisinin olduğu, ….Kurumun her ne nam altında olursa olsun bir bedel ödemek durumunda kalması veya herhangi bir suretle bir tazminde bulunması veya bir mevzuat sebebiyle herhangi bir zarar görmesi durumunda bu zararı müşterinin kuruma ödeyerek telafi edeceği veya kurumun müşteriden herhangi bir suretle tahsil edeceği şeklinde belirtilmiş, fıkranın ikinci ve üçüncü bentlerinde kurumun müşteriye rücu edebileceği durumlar kararlaştırılmıştır.
Mahkemece, davalı yanın anılan sözleşmeye dayanak davacıdan talepte bulunduğu ve davacının da bu takibe karşı menfi tespit davası açtığı gözetilerek, anılan sözleşme hükmünün karar yerinde tartışılıp, davaya etkisi üzerinde durularak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 900.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.