YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5794
KARAR NO : 2011/7599
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat-menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin sahibi olduğu şirket ile davalının şirketi arasında yapılan alış veriş sonucu, satın alınan faturalı mallara karşılık müvekkillerinin borçlu ve kefil olarak şahsi imzalarını taşıyan üç adet toplam 35.000 DM bedelli senetler verildiğini, senet bedellerinin tamamı banka havalesi ve makbuzlarla ödenmesine ve fatura konusu bir kısım malların da iade edilmesine rağmen anılan senetlerin davalı tarafça icra takibine konulduğunu ileri sürerek müvekkillerinin bu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen protokol çerçevesinde 14 adet toplam 162.053 DM tutarında bonoların tanzim edildiğini davacının ödemelerinin toplam borca mahsuben yapıldığını ve dava konusu bonolarla ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece Dairemizin 30.3.2007 ve 8.3.2010 tarihli bozma kararlarına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu senet bedellerinin dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle davanın istirdat davasına dönüşmüş olduğu gözetilerek bu hali ile davanın kabulüne, davacı tarafça ödenen 13.545,71 TL’nin davalı alacaklıdan alınarak davacı borçluya verilmesine, asıl alacak tutarı 2.577,75 TL’nin %40’ ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararlarına uyulduğu halde özellikle esasa ilişkin bozma gerekçelerini içeren 30.3.2007 tarihli bozma kararımızın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, hükmüne uyulan Dairemizin anılan bozma kararında özetle “taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin 13.2.1996 tarihli protokol ile belirlenerek senetlere bağlandığı dava konusu bonolar ile dava dışı bonoların bu protokol çerçevesinde davacı tarafça davalıya verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda mahkemece söz konusu protokol tarihi itibariyle belirlenen alacak ve yapılan ödemelerle ilgili taraflara delillerini ibraz olanağı tanınarak gerektiğinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece taraflara delillerini ibraz olanağı tanınmış ve 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki, bilirkişi heyeti raporunda da açıklandığı üzere 13.2.1996 tarihli protokolden önce yapılmış olan ödemelerin dava konusu borca karşılık yapılan ödemeler olduğu kabul edilemez. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında da açıkça belirtildiği üzere taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi ve 13.2.1996 tarihi itibariyle mevcut borç bu protokol ile açıkça belirlenmiş ve taraflar bu konuda mutabakata varmışlardır. Bu itibarla uyuşmazlığın protokol tarihinden sonra yapılan ödemeler dikkate alınarak ve ayrıca iddia edildiği gibi davacı tarafından düzenlenen iade faturasına konu malların davalıya teslim edilip edilmediği ve esasen bu malların dava konusu bonolar karşılığında alınan mallar olup olmadığı yönü üzerinde de durulup yeterli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra deliller hep birlikte değerlendirilmek sureti ile çözümlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.