YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6365
KARAR NO : 2012/2470
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01/05/2003 tarihinde “Genel Bayilik Sözleşmesi” imzalandığını, buna göre müvekkilinin davalı şirketten 5.508,60-TL’lik mal aldığını, ancak daha sonra mal bedellerinin bir kısmını ödeyememesi nedeniyle 2.039,20-TL’lik malın davalıya iade edildiğini, bu arada alınmış olunan mal karşılığında müşteri evrakı ile 3.386,92-TL’nin davalıya ödendiğini, sözleşme konusu ürünün başka firmalara da verildiğinin öğrenilmesi üzerine müvekkili tarafından mal alımının durdurularak adı geçen sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin müvekkilinden sadece 82,50-TL alacağı bulunmasına rağmen sözleşmede teminat oldukları belirtilen 15/06/2003 tarihli 2.500,00-TL’lik 15/07/2003 tarihli 3.500,00-TL’lik ve 15/09/2003 tarih 3.500,00-TL’lik çekleri icra takibine koyarak haciz tehdidi altında müvekkilinden tahsil ettiğini, bunun yanında her biri 3.500,00-TL değerinde olan 15/08/2003, 15/10/2003 ve 15/11/2003 tarihli çeklerin de halen davalı şirket elinde olup, müvekkilinin bu çeklerden dolayı da borcu olmadığını ileri sürerek, haksız yere ödenmiş olan 13.219,35-TL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsiliyle üç adet çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin 3/C maddesi uyarınca çeklerin ödeme gününde tahsil edilip makbuz karşılığı hesaplara geçirilmesinin düzenlenmiş olduğunu, çeklerin tümünün karşılıksız çıktığını, çeklerin teminat çeki olmadığını, mal karşılığı olarak davacı tarafından verildiğini, icra takiplerine davacının itirazı olmadığını, hatta 05/08/2003 tarihli protokol uyarınca davacının borcuna karşılık olarak bir adet aracın taahhüt edilmesine rağmen bu taahhüdün de yerine getirilmediğini, davacıya toplam 26.249,39-TL’lik mal satışı yapıldığını, sözleşmedeki satış kotasını tutturamayan davacının sözleşmeye aykırı davranmış olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını savunarak davanın reddine ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının bayilik sözleşmesi kapsamında davalıdan mal aldığı, mal bedellerinin tümünü ödemiş olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, davalının sattığı malları davacıya teslim ettiğini kanıtladığı ve sözleşme kapsamında aldığı teminat çeklerini mal bedellerine mahsuben icra takibine konu ettiği, davacının istirdada konu alacağı bulunmadığı gibi benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda halen davalıya borcunun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.