YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2394
KARAR NO : 2013/4361
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Sarıbayır Köyü 105 ada 1 parsel sayılı 6101322,11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliği ile; 122 ada 3 parsel sayılı 387,05 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile belgesizden Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı, bu taşınmazlar içinde babası Halim Yöney’e ait taşınmazın kaldığını iddia ederek, tapu kaydının iptali ile mirasçılar adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 122 ada 3 sayılı parselin krokide (A) ile gösterilen 39,49 m2 ve 105 ada 1 sayılı parselin krokide (C) ile gösterilen 142, 69 m2’lik kısımların tapu kaydının iptali ile … mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli 122 ada 3 sayılı parsel orman alanı dışında, 105 ada 1 sayılı parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
1) Davalı Hazinenin dava konusu 122 ada 3 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) ile gösterilen 39,49 m2’lik bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile bu bölüm hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2-Davalı Hazinenin dava konusu 105 ada 1 parselin krokide (C) ile gösterilen 142,69 m2’lik bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Sarıbayır Köyünde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmalarda, 105 ada 1 sayılı parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek, 08/01/2008 tarihinde 30 günlük kısmî ilâna çıkartıldığı anlaşılmıştır.
Kısmî ilâna çıkartılarak bu süre içinde itiraz edilmeyen taşınmazlar yönünden, orman kadastro işlemi kesinleşmiştir.
Davacı 22.06.2009 tarihli dava dilekçesinde, bu orman parseli içinde kalan ve krokide (C) ile gösterilen kısmın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini istemiştir. Mahkemece; bilirkişi raporuna ekli krokide (C) işaretli 142,69 m2’lik kısmın kültür arazisi olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, incelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki; 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanunun 4/3. maddesi; “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır ve bu durum ekip tarafından iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Buna karşılık, iki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde, kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür.
Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilân edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” şeklinde iken, 22.02.2005 gün 5304 sayılı Kanun ile sözü edilen üçüncü fıkra değiştirilmiş ve aynı maddeye 4, 5 ve 6 ıncı fıkralar eklenmiştir. Bu düzenlemede 3. fıkra “çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak; bu çalışmalarda kadastro ekibine Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren 7 gün içinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re’sen devam ettirilir.” şeklinde değiştirilmiş; eklenen 5. fıkrada ise “çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırılma ve tesbitleri yapılarak otuz günlük kısmî ilâna alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır” hükmüne yer verilmiştir.
Yine, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” cümlesi eklenmek suretiyle, 6831 sayılı Kanun hükümleri 3402 sayılı Kanunun hükümleri ile uyumlu hale getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanunların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesbit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesinde “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tâbi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel kanun olan 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.’nun 08.06.2005 gün 2005/20, 327 ve 377 sayılı ve 28.06.2006 gün 2006/20, 467 ve 494 sayılı kararlarında da aynen benimsendiği anlaşılmakla, davacının zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle (C) ile gösterilen bölüm yönünden kabulüne karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin 122 ada 3 parselin (A) bölümü hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmaz hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda 2. bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin 105 ada 1 parselin (C) bölümü hakkındaki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15.04.2013 günü oy birliği ile karar verildi