Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13044 E. 2013/5446 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13044
KARAR NO : 2013/5446
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yayla Gökben Köyü, 309 ada 1, 315 ada 1, 261 ada 1, 316 ada 1 ve 317 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yörede 05.02.2009 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması sırasında, orman kadastro komisyonu tarafından roma rakamlarıyla sırasıyla, P.L, P.LV, P.LXV, P.LXIV ve P.LXVI poligon numaraları verilerek orman sınırları dışına çıkartılmış, 19.08.2010 tarihinde ise, tescil bildirimiyle, 309 ada 1, 315 ada 1, 261 ada 1, 316 ada 1 ve 317 ada 1 parsel sayıları ve beyanlar hanesine “2/B madde” şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacı … Yönetimi vekili 05.08.2009 tarihli dilekçesiyle, Yayla Gökben Köyünde orman kadastro komisyonunca 3302 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla P.L, P.LV, P.LXV, P.LXIV ve P.LXVI poligon numaralarıyla orman sınırlarına çıkarılan taşınmazlar içinde bulunan ve dava dilekçesine ekli çizelgede koordinat değerleri gösterilen bölümlerin 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmediği iddiasıyla, dava dilekçesine ekli çizelgede koordinat değerleri verilen ve P.L, P.LV, P.LXV, P.LXIV ve P.LXVI numaralı 2/B poligonu içinde yer alan taşınmaz bölümlerine ilişkin Orman sınırları dışına çıkarma işlemenin iptali ve bu taşınmaz bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilleri istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine ve Yayla Gökben Köyü L, LV, LXV, LXIV, LXVI nolu parsel sayılı taşınmazların içerisinde kalan ve teknik bilirkişi … ‘in 06.04.2011 havale tarihli raporunda ve ekindeki krokide; 282 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (B) harfi ile gösterilen bölümün, 315 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (B) ve (D) harfi ile gösterilen bölümlerin, 316 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (A) harfi ile gösterilen bölümün ve 317 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (A) harfi ile gösterilen kısmın, kadastro tespitleri gibi tapuya kayıt ve tescillerine, davacı … Yönetiminin tapu iptali ve tescil isteminin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istem halinde dosyanın görevli ve yetkili Fethiye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan 6831 Sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 05.02.2009 tarihinde ilân edilerek eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemenin 03.12.212 tarihli kısa kararında “davanın reddine” denilerek karar verilmiş iken, hüküm fıkrasında ise, davanın reddine ve Yayla Gökben Köyü L, LV, LXV, LXIV, LXVI nolu parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve teknik bilirkişi … ‘in 06.04.2011 havale tarihli raporunda ve ekindeki krokide; 282 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (B) harfi ile gösterilen bölümün, 315 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (B) ve (D) harfi ile gösterilen bölümlerin, 316 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (A) harfi ile gösterilen bölümün ve 317 ada 1 parsel içerisinden geçen ve (A) harfi ile gösterilen kısmın, kadastro tespitleri gibi tapuya kayıt ve tescillerine, davacı … Yönetiminin tapu iptali ve tescil isteminin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istem halinde dosyanın görevli ve yetkili Fethiye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine” denilerek, kısa kararda hükmedilmeyen görevsizlik kararı gerekçeli kararının hüküm fıkrasına eklenmiştir. Bu suretle kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK madde 298/2). Asıl olan duruşma tutanağına yazılıp taraflara tefhim olunan karardır. Tefhim ile birlikte yargılamadan elini çekmiş olan hâkim tefhim ettiği kararı taraflara tebliğ etmek durumundadır. Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması zorunludur. 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasının gerektiği öngörülmüştür. Asıl talepler bakımından kısa kararda hükmedilmeyen bir hak ve yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olması veya tersi bir durumun çelişki teşkil etmediğini söylemek olanaklı değildir. İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu sebeple, mahkemece bozmadan önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.