YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1972
KARAR NO : 2013/3735
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Hisarcık Köyü, Taşbaşı ve Harmancık Koyağı Mevkiilerinde bulunan taşınmazları müvekkilinin imar ve ihya ettiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın Taşbaşı Mevkiinde bulunan taşınmaz yönünden kabulüne yönelik verilen kararın Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.02.2009 gün 2008/17660 – 2009/1302 sayılı bozma kararında özetle; “Zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yöntemince araştırılmadığı, bu sebeple 1976 yılında fotogonometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftası, eski tarihli ve dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları, komşu parseller getirtilerek taşınmazlar üzerinde imar ve ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları yöntemince araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, fen bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda (A) harfi ile işaretlenen 16.384 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir..
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 18.09.1976 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın (A) harfiyle işaretli bölüm yönünden kabulüne karar verilmiş ise, hükme dayanak alınan 08/04/2010 tarihli orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın 1962 ve 1985 tarihli memleket haritaları ile 1985 tarihli hava fotoğrafında orman sayılmayan yer olarak göründüğü, bu nedenle orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş olup, iade üzerine düzenlenen aynı bilirkişinin 23/02/2013 tarihli ek raporunda çekişmeli taşınmazın 1956 tarihli memleket haritasında orman sayılan yer olarak göründüğü, 1962 tarihli memleket haritasında boyama hatası yapıldığı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle dayanak raporun taşınmazın niteliğini belirleme konusunda yetersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle mahkemece, getirtilen 1962, 1975 ve 1985 tarihli memleket haritaları ve 1956 ve 1985 tarihli hava fotoğrafları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösterir 1975 tarihli memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafı ilgili yerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.