Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/222 E. 2013/4240 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/222
KARAR NO : 2013/4240
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında .. Köyü 101 ada 612 parsel sayılı 10959,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, 23.08.2009 tarihili dilekçesiyle, parselin 8400 m2 bölümünün ham toprak olmadığı atalarından intikalen kendisine kalan tarım alanı olduğu, kazandırıcı zamanaşamı zilyetliği yoluyla adına tapuya tescili koşullarının oluştuğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, Topaç Köyü 101 ada 612 sayılı parselin tesbitini iptaline ve fen bilirkişi Yavuz Kakan tarafından düzenlenen 29.06.2009 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 8159,77 m2 bölümünün ifrazıyla bu bölümün tarla niteliğiyle … adına tesciline, taşınmazın aynı krokide gösterilen 2799,89 m2 bölümünün 101 ada 612 parsel sayısı ve ham topak niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan dairenin,13/05/2010 tarih 2010/5350 – 6367 sayılı bozma kararında özetle,”Her ne kadar, çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 8159,77 m2 bölümü için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, taşınmaz Devlet ormanına sınır olduğu halde, orman sayılan yerlerden olup olmadığı veya orman içi açıklığı olup olmadığı yöntemince saptanmamıştır. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların Devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı kanunda gösterilmiştir. Mahkemece, öncelikle en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde, bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilâmına uyulmuş, davanın davanın kabulü ile, Nevşehir İli, Acıgöl İlçesi, Topaç Köyü, Köyiçi Mevkii, 101 ada, 612 nolu parsel sayılı taşınmazın 10959.56 m2 yüzölçümü ile davalı Hazine adına yapılmış olan kadastro tespitinin iptaline, teknik bilirkişi Yavuz Karaman’ın 29.06.2009 tarihli raporlarında ve krokide (A) harfiyle ve kırmızı boya ile gösterilen 8159.77 m2’lik kısmın bu parselden ifrazı ile tarla vasfında aynı ada ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, Nevşehir İli, Acıgöl İlçesi, Topaç Köyü, Köyiçi Mevkii, 101 ada, 612 nolu parsel sayılı taşınmazın ifrazdan sonra yüzölçümünün 2799.89 m2 olarak düzeltilmek suretiyle davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş hüküm davalı Hazine tarafından (A) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın temyize konu A harfli bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına,adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek ve çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki 611 ve 613 parsel sayılı taşınmazların da kişiler adına özel mülk olarak tesbit edilip kesinleştiği göz önünde bulundurularak yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 11/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.