YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12008
KARAR NO : 2012/17953
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalının Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün 2011/492 Esas sayılı takip dosyasında 3.000 TL bedelli senedi icra takibine koyduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14.02.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle dava dilekçelerinde maddi hata bulunduğunu açıklayarak davalarının konusunu Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün 2011/7042 sayılı dosyası olarak düzelttiklerini, zaten bu dosyada icra takibine konulan senedin de menfi tespit davasına konu ettikleri 09.03.2011 vade tarihli 3.000 TL bedelli senet olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili,davacının dava dilekçesinin yeterince açık olmadığını belirterek davanın reddine, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin 14.02.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesiyle, dava dilekçesindeki maddi hatanın düzeltilerek davanın Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün 2011/7042 sayılı dosyasında takibe konulan senetteki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmaması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti davası olarak kabul edilmesini istediği, ancak bunun davanın tamamen ıslahı yoluyla dava konusunun değiştirilmesiyle mümkün olduğu, HMK’nun 184. maddesine göre ıslah talebinden itibaren 1 hafta içinde yeni dava dilekçesinin verilmesi gerekirken davacının bunu yerine getirmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin iptaline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, 20.01.2012 tarihli dava dilekçesinde, Bursa 16. İcra Müdürlüğü’nün 2011/492 sayılı takip dosyasında 3.000 TL bedelli senedin takibe konulduğunu, takip alacaklısı davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, takip konusu senedin sahte olduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Dava dilekçesi davalıya 30.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı 03.02.2012 tarihli cevap dilekçesini dosyaya sunmuş, cevap dilekçesi davacıya 10.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili,15.02.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesinde senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüştür.
Davacı, dava dilekçesinde senedin sahte olduğunu ileri sürüp sahteliğin imzadan kaynaklandığını cevaba cevap dilekçesinde açıkladığına göre bu iddia yönünden ayrıca ıslah dilekçesi verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 141. maddesine göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Davacı, dava dilekçesinde ileri sürmemiş olsa bile cevaba cevap dilekçesi ile iddiasını değiştirerek senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir. Bu durumda ıslaha gerek bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yönler gözetilerek tahkikat aşamasına geçilip, iddia ve savunma üzerinde durulup toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.