YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3624
KARAR NO : 2011/3655
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 04.01.2002 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 283 sayılı parselin ifrazı ile oluşan 584 ada 14 ve 15 sayılı parsellerin 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine, 1986 yılında kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne çekişmeli parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dilekçesindeki açıklamaya göre tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp 02.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp, 23.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemenin 25.01.2007 gün ve 2006/342-19 sayılı kararının konusu olan … köyü 364 sayılı kadastro parselinden müfrez … Köyü 423 ada 1 ila 16 parsellerin, aynı köy 65 sayılı zeytin parselinden geldiği, 364 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının edinme sütununda, taşınmazın önce …ya tahsis edildiği ancak, bu kişi tarafından imar ihya edilmediği için tahsisin iptal edildiği, daha sonra da …’e tahsis edildiği, imar ihyasının bitirildiğinden söz edilerek, Tarım Bakanlığı Ziraat İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.1981 gün ve V-18/26-8561 sayılı yazısıyla … adına tescil edildiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı yazısı ile içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptandığından, aralarında …’e ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde olur verildiği,
Somut olayda; Antalya Valiliği Ziraat Müdürlüğünün 23.3.1961 tarihli ve 906 sayılı yazısıyla, miktarlarını bildirdiği ekli tevzii listesinde yazılı parsellerin, karşılarında ismi yazanlara tahsisinin istenesi üzerine, Tarım Bakanlığı’nın tarihsiz 40-002-1102-86878 sayılı, Antalya Valiliğinin 09.12.1961 havale tarihini taşıyan yazısında, 65 sayılı zeytin parselinin …’ya tahsis edildiği de yazılı olan ekli listedeki zeytin parsellerinin, mevzuat gereği gerekli işlemlerinin yapılmasının emredildiği, Tarım Bakanlığının 13.04.1970 tarih 2240-004-280/29354 sayılı imar edilen zeytinliklerin tapuya tescili hakkındaki yazısında, ekli listede parsel numarası ve sınırları bildirilen zeytin parsellerinin imar rapor ve krokileri incelendikten sonra uygun bulunarak, 3573 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve nizamnamesinin 19. maddesi gereğince, bu parsellerin karşısında ismi yazılı kişiler adına tescilinin emredildiği, bu listede 65 numaralı zeytin parselinin … ya ait olduğunun yazılı olduğu, Antalya Valiliği Ziraat Müdürlüğü’nün 23.12.1973 tarih ve 22/619 sayılı yazısında, ilgi olarak Tarım Bakanlığının yukarıda anlatılan 1970 tarihli yazısı dayanak gösterilerek, 65 sayılı zeytin parselinin … adına tescilini emrettiği, anlaşılmaktadır.
Önce; …’ya sonra da …’e tahsis edilen 65 sayılı zeytin parseli ile önce … adına tahsis edilip, genel kadastro sırasında, 283 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının edinme sütununda, taşınmazın imar ihya edilmediğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiş, daha sonra imar ihya şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle … adına tescil edilen 65 sayılı zeytin parsellerinin ilgisi ve aynı köyde aynı mevkide bulunan iki ayrı zeytin parseli için tek bir parsel numarası verildiği dosya kapsamında anlaşılamamaktadır.
Ne varki; çekişmeli taşınmazın 65 sayılı zeytin parseli olarak imar ihya etmek üzere önce …’ya tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmemesi nedeniyle Hazine adına tesbit edildiği, daha sonra 3573 sayılı yasa hükümlerine göre imar ihya şartları gerçekleştirildiğinden Tarım Bakanlığının 13.4.1970 tarihli yazısı gereği … adına tahsisen tescil edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, 3573 Sayılı Yasanın 3 ve 4 Maddelerinin yürürlükte olup olmadığı ve somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı, 3573 Sayılı Yasa ve ilgili Tüzük hükümlerine göre …’ya tahsis edilen zeytincilik parselinin imar ihya şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle geri alındıktan sonra başka birine tahsis edilip edilemeyeceği, imar ihya edildiğine ilişkin bir rapor düzenlenmeden tescil emri verilip verilemeyeceği, rapor düzenlense bile gerçeği yansıtmayan bu rapora dayalı olarak tescil emri verilip verilemeyeceği ve taşınmazın veriliş amacına aykırı kullanılması nedeniyle tahsisinin kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündedir.
3573 Sayılı Yasanın 2 ve 3. Maddesinde ıslah ve tahsis koşulları ve süresi ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre ıslah edilmek üzere tahsis edilen taşınmazın öngörülen süre içinde ıslahının yapıldığının belirlenmesi ve bu hususun mülkiye amirince yerinde görülmesi halinde, orman rejimi dışına çıkmış kabul edilerek, hak sahibine tapularının verileceği, dosyadaki bilgi ve belgelerden, çekişmeli taşınmazın 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah edilmek üzere ilk önce …’ya tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmediğinden tahsisin iptal edildiği, daha sonra da …’e tahsis edildiği, imar ihyasının gerçekleştirildiğinden söz edilerek, Tarım Bakanlığı Ziraat İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.1981 gün ve V-18/26-8561 sayılı yazısıyla … adına tescil edildiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı, içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptanması üzerine aralarında … ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde “olur” verildiği, tahsisin iptaline ilişkin idari işlem aleyhine Yönetsel Yargıda dava açılmadığı, diğer taraftan taşınmazın üzerinde aşılanmış yada imar ihya edilmiş zeytin ağacı bulunmadığı, eylemli makilik ve çalılık niteliğinde olduğu ve aşılanmış delice yada zeytin ağacının bulunmadığı raporla saptanan çekişmeli taşınmazın, tapuya tescili için öngörülen şartlar geçekleşmediğinden, tapuya tescili için hiçbir yasal dayanağının kalmadığı, taşınmazın tapuya yolsuz olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine 1961 Anayasanın 37. maddesinin son fıkrasında “toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.” hükümleri mevcuttur. 09.11.1982 tarihinde yürürlüğe giren 1982 Anayasasının 44, 169 ve 170 maddeleri ile de 1961 Anayasasına paralel hükümler getirilmiştir.
Temyiz incelemesi için Daireye gönderilen dava dosyaları içindeki Orman Genel Müdürlüğü imzalı, Tarım Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazı da eklenerek il makamına gönderilen Tarım Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” konularındaki genel tamimler eklenerek Tüm Vali ve Kaymakamlıklara gönderilen 08.05.1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında “3573 ve 6777 Sayılı Yasalar gereğince Devlet Ormanlarından Yabani Zeytinlik, Menengiçlik, Harnupluk sahaların ayrılmayacağının” bildirildiği görülmektedir.
1961 Anayasanın bu açık hükümleri ile sözü edilen genelge karşısında 1961 Anayasasının 15 Ekim 1961 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra öncesi orman olan yada kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan yabani zeytin alanlarının dağıtılacağına ilişkin 3573 Sayılı Yasanın ilgili hükümlerinin zımnen yürürlükten kaldırıldığının kabulü gerekir. Davacı kişinin tutunduğu tapu kaydı Ocak 1969 tarihinde 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşmuştur.
11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan, başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır.
… köyünde 1963 yılında yapılan genel kadastroda, 283 parsel sayılı 23800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz zeytinlik niteliğiyle, 1959 yılında …’ya tahsis edilmişse de, henüz tapusunu alamadığından söz edilerek, 27.07.1963 tarihinde Hazine adına tesbit edildiği, 18.05.1981-17.06.1981 tarihlerinde ilan edilip, itirazsız kesinleşerek, 18.06.1981 tarihinde Hazine adına tapuya kayıt edilmiştir. Tarım Bakanlığı’nın tarihsiz 40-002-1102-86878 sayılı, Antalya Valiliğinin 09.12.1961 havale tarihini taşıyan yazısında, içinde 65 sayılı zeytin parselinin …’ya tahsis edildiği de yazılı olan ekli listedeki zeytin parsellerinin, mevzuat gereği gerekli işlemlerinin yapılmasının istenmesi üzerine, Tarım Bakanlığının 13.4.1970 tarih 2240-004-280/29354 sayılı imar edilen zeytinliklerin tapuya tescili hakkındaki yazısında, ekli listede parsel numarası ve sınırları bildirilen zeytin parsellerinin imar rapor ve krokileri incelendikten sonra uygun bulunarak, 3573 sayılı yasanın 4. maddesi ve nizamnamesinin 19. maddesi gereğince, bu parsellerin karşısında ismi yazılı kişiler adına tescilinin emredildiği ve 26.12.1983 tarihinde … adına tescil edildiği, 22.08.1997 tarihinde …’a satıldığı, 13.3.1998 tarihinde 2163 yevmiye ile 4781 m2 bölümünün yola 3237 m2 bölümünün ise parka ayrıldıktan sonra geri kalan 15782 m2 yüzölçümündeki bölümünün 887-6929 sayfalarda, 584 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 21, 22, 23 sayılı parsellere gittiği, 23.07.1998 tarihinde … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan Ziraat Yüksek Mühendisi Bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.04.2003 günlü raporda, çekişmeli taşınmazın tarımda kullanılmadığı, eğiminin %10-20 olduğu, kayalık, taşlık ve kısmen çalılık olduğu, üzerinde delice zeytini bulunmadığı, imar ihyaya konu edilmediği ve tarım alanı niteliği taşımadığı saptanmıştır.
Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.2.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). Orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümler 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulama olanağı kalmamıştır. Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği 283 sayılı parselin imar-ihya işlemleri tamamlanmadan hatalı işlem sonucu 1983 yılında yolsuz olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025.(E.M.Y. 933 – İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verilemez.
Kaldı ki, ancak, Malik … tarafından, çekişmeli parsellerin ifrazen geldisi olan 283 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhin silinmesi istemiyle 08.04.1996 tarihinde açılan davanın, “çekişmeli parselin imar ihya görmediği bu nedenle 3573 Sayılı Yasanın 2, 3 ve 4. Maddesindeki koşulların oluşmadığından orman rejimi dışına çıkmış kabul edilemeyeceğinin belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine” ilişkin Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.1996 gün ve 1996/307-1013 sayılı kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.01.1997 gün ve 14389-522 sayılı kararı ile onandıktan ve karar düzeltme istemi de aynı dairenin 14.05.19997 gün ve 4783-5313 sayılı karar ile red edildikten sonra kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karar çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olduğu ve 3573 Sayılı Yasanın koşulları gerçekleşmediği için orman rejimi dışına çıkmış kabul edilemeyeceği yönünde, Hazine yararına ve davacının bayii … aleyhine H.Y.U.Y nın 237. Maddesi anlamında kesin hüküm oluşturur. 283 sayılı parselden müfrez dava dışı bazı parselerin tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi istemiyle açılan ve Hazine aleyhine verilip kesinleşen mahkeme kararları (örneğin Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.5.2003 gün ve 2002/788-495 sayılı 283 sayılı parselden müfrez 584 ada 12 ve 20, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.2003 gün ve 2002/1-93 sayılı 283 parselden gelen 584 ada 13 sayılı parsellere ilişkin kesinleşmiş kararları) bu kararların konusu ifraz parselleri ile somut olaydaki çekişmeli parsellerin farklı olması nedeniyle H.Y.U.Y. nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin sözü edilen 283 parsele ilişkin 04.11.1996 gün ve 1996/307-1013 sayılı kararı karşısında güçlü delil olduklarından söz edilemez.
Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır.
Dava konusu parsellerin ifraz edildiği 283 sayılı parsel, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastro yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmuşlarsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026, (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağı yoktur.
Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği, … Köyü 283 sayılı parselin imar ihya edilmediği, üzerinde bulunan delicelerden hiç birisinin aşılanmadığı, tarımsal faaliyete konu olmadığı, makilik karakterli devlet ormanı niteliğinde olduğu gözetilmeden 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğundan, baştan beri yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydı davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmaz. Başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olup, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. İsviçre – M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz (T.M.Y.nın 1025. md.). Bu tescil bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicil hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. Davalı tarafından bu yer için ödenen satış bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satan kişi yada kişilerden isteyebilir.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın kabulüne kara verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi, yine 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında birinci bendde yer alan “…davacı hazine adına tapuya TESCİLİNE” cümlesinden sonra gelmek üzere “tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 2 ve 3 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak bunun yerine iki numaralı bent olarak “2- 6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.