YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5890
KARAR NO : 2011/14620
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 23.03.2009 tarihli dilekçesiyle, …-Küçükkaya köyü 76 sayılı parselin tapuda kendi adına olduğu, satın aldıkları tarihte tapu kaydında her hangi bir kısıtlama olmadığı halde, Orman yönetimin açtığı tapu iptal tescil ve el atmanın önlenmesi davasının kabulüne, parselin tapu kaydının iptaline ve bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 4464 m2 bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.05.2003 gün ve 2001/484-936 sayılı, yine Hazine tarafından parselin kısmen kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından söz edilerek bu bölümünü tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle açılan davanın kabulüne, 76 sayılı parselin tapu yadının iptaline ve 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2008 gün ve 2006/347-201 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, tapuya güven ilkesi gereğince edindikleri taşınmazın tapusunun iptali nedeniyle zarara uğradıkları, şimdilik 75.000,00.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece tapu kaydını iptaline ilişkin mahkeme kararlarından önce tapu kaydını beyanlar hanesinde taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı yönünde şerh bulunduğu bu nedenle 1007 madde hükmüne göre açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE kar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; Türk Medeni Yasasının 1007 maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminata ilişkindir.
1985 yılında yapılıp 30.04.1987 tarihinde kesinleşen genel kadastroda Küçükkaya köyü, … mevki 76 parsel sayılı 6566 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbiti itirazsız kesinleşerek, 01.05.1987 tarihinde … adına tapuya kayıt edilmiş, 17.03.1997 tarihinde …’ye …, 31.08.2006 tarihinde 2651 yevmiye ile “Orman sınırları içinde kaldığı”na ilişkin şerh yazılmıştır.
Orman Yönetiminin davalı sıfatıyla … aleyhine 23.02.2001 tarihli dilekçesiyle … ilçesi Küçükkaya köyü 76 sayılı parselin yörede 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, davalının el atmasının önlenmesi istemiyle açtığı davanın kabulüne, parselin 14.11.2002 tarihli uzman bilirkişi raporunda gösterilen 4464 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adın tapuya tesciline, davalının elatmasını önlenmesine ilişkin, İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2002 gün ve 2001/484-936 sayılı kararı, Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra 22.12.2003 tarihinde kesinleşmiş, orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilen 4464 m2 bölümü ifraz edilerek, 596 parsel sayısı ve orman niteliğiyle Hazine adına kayıt edilmiş, 2102 m2 bölümü ise yine … üzerinde bırakılmıştır.
Bu kez, Hazinenin davalı sıfatıyla … aleyhine 06.09.2008 tarihli dilekçeyle … ilçesi Küçükkaya köyü 76 sayılı parselin yörede 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına
çıkarıldığı, tapu kaydının iptali Hazine adına tapuya tescili, davalının elatmasının önlenmesi istemiyle açtığı davanın kabulüne, parselin tapu kaydının iptaline ve 2/B niteliğiyle Hazine adın tapuya tesciline, davalının elatmasının önlenmesine ilişkin İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2008 gün ve 2006/347-201 sayılı kararı, davalı tarafın temyiz üzerine Yargıtay 20. hukuk dairesince 29.01.2009 gün ve 2008/14433-1081 sayılı kararı ile onanıp, onama kararı taraflarına en son 18.11.2009 tarihinde tebliğ edilmesine karşın karar düzeltme isteminde bulunulmadığı için 03.12.2009 günü kesinleşmiştir.
Mahkemece, davacıya ait tapu kayıtlarının iptali istemiyle dava açıldı tarihte tapu kaydının beyanlar hanesinde orman şerhi bulunduğu bu nedenle Medeni Yasanın 1007. madde hükmü gereğince açtığı tazminat davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, tapu kaydının beyanlar hanesine orman ile ilgisi olduğuna ilişkin şerh, taşınmazı davacının satın aldığı 17.03.1997 tarihinden çok daha sonra 31.08.2006 tarihinde yazıldığı gibi, tapu sicilinin tutulmasını üzerine alan Devlet, tapu siciline tanınan güvenden ötürü, hak durumuna aykırı kayıtlardan … tehlikeyi de üstlendiği, tapu sicil müdürü ya da memurunun kusuru olsun olmasın, tapu sicilinin tutulmasında kişilerin çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olmasının yeterli olduğu, kusurun varlığı ya da yokluğunun Devletin sorumluluğu için önem taşımadığı, sadece Devletin memuruna rücuu halinde, iç ilişkide etkisi söz konusu olacağı, bu sorumluluk türünün, Borçlar Yasasının 41 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, Borçlar Yasasının 60. maddesindeki zamanaşımı kurallarını uygulama imkanında bulunmadığı, T.M.K.nun 1007. maddesine dayanılarak açılan davalar için ayrıca zamanaşımı öngörülmediğinden, Borçlar Yasasının 108. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı gözetilmemiştir.
Diğer taraftan, Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. Maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki … dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1.maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin … edilen dengeye riayet … etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Davanın niteliğine göre, öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi niteliğindeki taşınmaz başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup, delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.