Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14591 E. 2011/13022 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14591
KARAR NO : 2011/13022
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 115 ada 2 ve 101 ada 66 parsel sayılı sırasıyla 188.99 m2 ve 5297.40 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazların 60 yıldır tarım arazisi olarak kullandığını ileri sürerek adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin Tahir Ulu mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) Davalı Hazine Vekilinin 115 ada 2 parsele ilişkin temyizi yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çevresinde bitişik orman parseli bulunmadığına ve tarım arazileri ile çevrili olduğundan 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan sınırlamada orman alanı dışında bırakıldığına ve uzman ziraat bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsel yönünden ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı Hazine vekilinin 101ada 66 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, gerçek kişi tarafından zilyetliğe dayalı olarak açılmış kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Davada Orman Yönetimi taraf değildir. Mahkemece çekişmeli taşınmazın 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan sınırlamada orman alanı dışında bırakılması nedeniyle orman araştırması yapılmamışsa da çekişmeli taşınmazın sınırında 101 ada 1 numaralı orman parseli bulunmaktadır. Bu durumda, kime ait olduğu bilinmediği gerekçesiyle Hazine adına kadastro tespiti yapılan taşınmazın öncesinin niteliğinin ve orman sayılan yerlerden olup olmadığının resmi belgelere göre aşağıda belirtilen yöntemle araştırılması gerekir.
Bu nedenle; mahkemece, 1950’li yıllara ait eski tarihli, 1980 – 1990’lı yıllara ait yakın tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile kadastro çalışmalarında esas alınan ve fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli topoğrafik haritalar ilgili yerlerden ayrı ayrı getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren eski tarihli ve 1980 -1990’lı yıllara ait orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogrometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasındaki konumu gösterilerek bu paftada zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir. Ayrıca, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; zilyetlik tanıkları ve kadastro tespit tutanak bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 numaralı bendde açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin 115 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsele yönelik olarak ONANMASINA,
2- Yukarıda 2 numaralı bendde açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin 101ada 66 parsele yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu parsel yönünden BOZULMASINA 21/1/2011 günü oybirliği ile karar verildi.