YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6093
KARAR NO : 2010/10854
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2004 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 108 ada 19 parsel sayılı 35222.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1934 tarih 254 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle tarla niteliğinde davalılar adına tespit edilmiştir. Hazine, taşınmaza uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, bu nedenle miktarı ile geçerli sayılması gerektiği; evveliyatı orman olan, ormandan ve meradan kazanılan yerlerin zilyetlik ve zaman aşımı yolu ile edinilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydı miktar fazlasının Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2950 m2’lik bölümünün orman niteliğinde Hazine, geriye kalan (B) harfli 32272 m2’lik bölümünün tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve sonuçları 15/11/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, … Köyü mülki sınırları içinde bulunan ormanların 3402 Sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 Sayılı Yasaya göre orman sınırlarının tespiti ile 1979 yılında yapılan sınırlamanın aplikasyonu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, bu çalışma temyize konu davanın varlığı nedeniyle kesinleşmemiştir.
Hazinenin temyizi taşınmazın (B) harfli 32272 m2’lik bölümüne yöneliktir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın bu bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, tapu kaydının çekişmeli yeri kapsayıp, miktar fazlası olan bölümlerde ise zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hazine; tapu miktar fazlası olan taşınmaz bölümlerinin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Bu nedenle, davanın reddine karar verilebilmesi için taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalmış olması yanında öncesi itibarıyla da orman sayılan yerlerden olmaması gereklidir. Bu yolda memleket haritası, amenajman planı ile hava fotoğrafları yöntemince uygulanmalı, taşınmazın öncesi de araştırılarak niteliği duraksama yaratmayacak biçimde belirlenmelidir.
Bunun için ise taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, tasarruf sınırlarının belli olup olmadığı, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir rapor alınmalı, tapu kayıt miktar fazlası olan bölümlerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı bu yolla saptanmalı, öncesi orman olan bir yer üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukukça değer taşımadığı düşünülmelidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.