YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1680
KARAR NO : 2010/4402
KARAR TARİHİ : 05.04.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi … Köyünde 5304 Sayılı Yasayla değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince orman sınırlandırılması yapıldığını ve orman olarak tespit edilen 109 ada 1 numaralı parsele bitişik olan ve ekli krokide 167 numarası ile gösterilen kısmın orman sınırları dışında bırakıldığını oysa taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu bildirerek 109 ada 1 numaralı parsele eklenerek orman sınırları içine alınması ve orman vasfı ile hazine adına tescili talebi ile dava açmıştır. Kadastro sırasında 109 ada 1 parsel sayılı 21998,32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfı ile hazine adına, 325 ada 14 parsel sayılı 10635,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına, 325 ada 72 parsel sayılı 6832,45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Ümmügülsüm Altunay adına, 325 ada 75 parsel sayılı 5145,38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … … adına ve 325 ada 79 parsel sayılı 21635,25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına tespit edilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 325 ada 14 numaralı parselin (B) ile gösterilen 1806,67 m2, 325 ada 72 numaralı parselin (B) ile gösterilen 1810,07 m2 ve 325 ada 75 numaralı parselin (B) ile gösterilen 3571,88 m2 kısımlarının orman niteliği ile Hazine adına, 325 ada 14 numaralı parselin (A) ile gösterilen 8828,96 m2, 325 ada 72 numaralı parselin (A) ile gösterilen 5022,388 m2 lik ve 325 ada 75 numaralı parselin (A) ile gösterilen 1573,50 m2 kısımlarının tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline; 109 ada 1 numaralı parselin tespit gibi orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, 325 ada 79 parsel sayılı taşınmazın 167 numaralı itiraz sahası içinde kalmadığı, tersim hatası nedeni ile itirazlı olarak gösterildiği anlaşıldığından tespit gibi … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … Yönetimi tarafından 325 ada 14,72 ve 75 parsel sayılı taşınmazların (A) ile gösterilen kısımları ile 325 ada 79 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5403 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 5. maddesi gereğince çalışma alanında işe başlanılmadan önce hukuk mahkemelerinde, bu alandaki taşınmazlar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davaların listesi kadastro müdürlüğünce kadastro teknisyenliğine verilir. Bu listedeki davalı taşınmazların tespiti yapılınca, bunlarla ilgili tutanakları kadastro mahkemesine gönderir. Çekişmeli 325 ada 14, 72, 75 ve 79 nolu parseller hakkında Orman Yönetimi tarafından 167 nolu bölme içinde kaldıkları bildirilerek 5304 Sayılı Yasa ile değişik
3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanakların askı ilanına çıkarıldığı 06.03.2006- 05.04.2006 tarihleri arasında 30 günlük askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesine dava açılmış olduğundan süre çekişmeli taşınmazların malik hanesi boş bırakılmak suretiyle 3402 Sayılı Yasanın 5. maddesine göre kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu yasa hükmü göz ardı edilerek çekişmeli parsellerin malik hanelerinin doldurulması ve tutanakların kesinleştirilerek tapu sicil müdürlüğüne gönderilmesi yasal değildir ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Aynı Yasanın 27. maddesine göre mahalli mahkemelerden gelen ve görülmekte olan davalar hakkında ne şekilde işlem yapılacağı ve yine 30. maddesinde gerçek maliki re’sen belirleyeceği hükmü getirilmiştir. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 27. maddesi, kadastro tesbit tarihinden önce mahkemelerde davalı olan yerlerle ilgili ne gibi işlem yapılacağını göstermektedir. Davalı olduğu halde bu parsellerin yanlışlıkla kesinleştiği bunun hukukça değer taşımayacağı gözönünde bulundurularak, buna göre taraf delilleri toplanmalı, çekişmeli taşınmazların fiili durumları ve eğimleri dikkate alınarak zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı araştırılmalı, 3402 Sayılı Yasanın 30. maddesi gereğince gerçek hak sahipleri belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ,bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlarla ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma ( Medeni Yasanın 713. maddesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki ) koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte 1980 lı yıllara ait … fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip çekişmeli taşınmazın fiili durumunuda belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, kazanılmış hak ilkesi de dikate alınarak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05/04/2010 günü oybirliği ile karar verildi.