YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15260
KARAR NO : 2013/690
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …; … Köyü, 216 ada 1 ve 91 sayılı taşınmaz arasında kalan yaklaşık 1700,00 m² yüzölçümlü taşınmazın, 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 2/B madde alanında kalmasına rağmen, 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastroda tespitinin yapılmadığını ileri sürerek, yaklaşık olarak 1700,00 m² yüzölçümünde olan taşınmaza lehine zilyetlik (kullanım) şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli yer hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediğinden davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, gerçekten kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Somut olayda, kadastro müdürlüğünün dosya arasında bulunan 18.11.2011 tarih ve 01/137 sayılı cevabî yazısıyla, ….Köyü 216 ada 1 parsel ile 91 parsel sayılı taşınmaz arasında kalan bölüm yönünden kadastro tutanağı düzenlendiği ve askı aşamasında olduğunu bildirilmesine rağmen, mahkemece, çekişmeli yer hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Dairenin iade kararıyla da hüküm tarihinden önce davacının dava ettiği yer hakkında 1171,26 m² yüzölçümü ve 215 ada 9 parsel sayısı ile kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, eldeki davanın açıldığı tarihten sonra çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen) ek 4. maddesi gereğince yapılan kulanım kadastrosu sırasında tutanak düzenlenmesi karşısında, görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olacağı düşünülerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterecekleri deliller toplanıp, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.