Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/4354 E. 2008/10762 K. 18.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4354
KARAR NO : 2008/10762
KARAR TARİHİ : 18.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı arsa sahiplerine ait olan 9 parsel nolu taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapmak üzere anlaşma sağladıklarını, taşınmaz üzerindeki ipotek borçlarının ödenmesi ve veraset intikalinin yapılması için çalışmalara başladığını, davalıya bu işi birlikte yapmak üzere teklifte bulunduğunu, davalı ile adi ortaklık hakkında anlaşarak 6.6.2008 tarihli sözleşme düzenlediklerini, davalının sözleşme gereği üstlendiği edimini yerine getirmesini beklerken taşınmazın üzerindeki pürüzlerin temizledikten sonra davalının taşınmazı kendi oğlu adına tapuda devrettiğini öğrendiğini, davalının aralarındaki adi ortaklık sözleşmesine aykırı hareket ederek kendisini ortaklık dışı bıraktığını, bu işe güvenip başka … girişiminde bulunmadığını, ortaklıktan elde etmeyi beklediği kara engelolup zarara uğramasına neden olduğunu, ileri sürerek 9 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapmak üzere davalı ile ortak olduklarının tespiti ile davalının ortaklığın gereklerini yerine getirmesine, sözleşmenin ifasına karar verilmesini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 YTL maddi, 3.000,00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 6.6.2006 tarihli belgenin adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde olmadığını, bir ön anlaşma mahiyetinde bulunduğunu, anlaşmanın hayata geçirilmediğini, arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmadığı sürece sözleşmenin uygulama imkanı bulunmadığını, davacının uğradığı bir zarar olmadığını, masraf yapmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 9 parsel sayılı taşınmaza inşaat yapmak üzere adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ancak daha sonra adi ortaklığa konu arsanın tapu maliklerince davalının oğluna devredilmesi nedeniyle adi ortaklığın
2008/4354-10762
kurulmasına neden ortak amacın kalmadığı, adi ortaklığın kendiliğinden sona erdiği, sona ermede kusurun kimde olduğunun araştırılmasına gerek olmadığı, davacının bu sona erme nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 6.6.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi başlıklı anlaşma ile … 411 ada, 9 parsel nolu taşınmaza inşaat yapmak üzere davacı ile davalının anlaştığı, mal sahiplerine verilecek 3 adet daire dışında kalan dairelerin ortaklar arasında eşit paylaşılmasına, taşınmazın alınmasından iskanın alınmasına kadar bütün işlemlerin ortak yürütülmesine, mal sahiplerine ödenecek nakit ile arsanın ipotek borcunun yarısının davalı tarafından karşılanmasına, bunun karşılığında davalıya kura ile ortaklığa düşen dairelerden birinin verilmesine, belediye borcunun diğer yarısının davacı tarafından karşılanmasına, inşaatın seyri ve idaresinin her iki ortak tarafından yürütülmesine dair hükümlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde adi ortaklığa konu arsa, alındıktan sonra yani arsa sahipleri ile kesin anlaşma sağlandıktan sonra inşaatın ortak yapılacağının kararlaştığı görülmektedir. Ancak dosyadaki bilgi ve belgelerden davalının arsa üzerinde bulunan ipotek, borç ve hisselerin giderilmesi aşamasında arsa sahipleri ile şahsen anlaşarak arsa sahiplerinden aldığı vekaletname ile taşınmazı oğlu Koray Altıntop’a tapuda devrettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalının iyiniyetli olduğu kabul edilemez. Arsa üzerindeki pürüzlerin kaldırılmasını müteakip ortaklık sözleşmesinin gereklerini yerine getirmek üzere hareket etmek yerine davacıyı zarara uğratmak kasıt ve amacıyla ortaklığın gerçekleşmesine engel olacak işlemler yapan davalının, davacının bu nedenle doğan zararına katlanması zorunludur. O halde mahkemece, davalının kusurlu hareketi sonucu gerçekleşmeyen adi ortaklık nedeniyle davacının uğradığı zarar belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.