YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15027
KARAR NO : 2008/4268
KARAR TARİHİ : 27.03.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait taşınmazı kadastro çalışmalarından önce 29.11.1999 tarihinde 6820 YTL ödeyerek 1775 metrekare olarak satın ve teslim aldığını,12.12.2000 tarihinde yapılan kadastro sırasında adına tesbit ve tescil edildiğini ancak taşınmazın 567,41 metrekaresinin hazinenin açtığı tapu iptal davası sonucu mera olması nedeniyle tapusunun iptaline karar verilerek elinden alındığını bildirerek,bu kısım yer için ödediği satış bedelinin denkleştirme yapılarak,tapu iptal davasında ödediği yargılama gideri ve ücreti vekalet ile birlikte,fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 250 YTL nin tahsilini talep etmiştir.20.3.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de 10.213,38 YTL nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.852 YTL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıdan kadastro öncesi dönemde 1775 metrekare yeri 6820 YTL ödeyerek 29.11.1999 tarihinde satın aldığı ve 12.12.2000 tarihli kadastro çalışması sonucu davacının adına 176 parsel olarak tapu edildiği,ancak bu taşınmazın 567,41 metrekaresinin mera olması nedeniyle hazinenin açtığı ve 15.5.2003 tarihinde kesinleşen tapu iptal
davası ile davacının elinden alındığı hususları dosya kapsamından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilafsızdır. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu esas alınarak mera olarak tescil edilen kısım için ödenen bedelin dava tarihi itibarıyla ulaştığı alım gücü hesaplanarak bulunan miktarın tahsiline karar verilmiş ise de taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olmadığı dönemde satıldığı bilahare kadastro çalışması sonucu davacı adına tapusunun verildiği,anacak satılan taşınmazın bir kısmı hazinenin açtığı dava sonucu mera olması nedeniyle elinden alınmıştır.3402 sayılı Kadastro Kanunun 16.maddesi (B) bendi hükmü uyarınca meralar kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş,… mülkiyete konu olmayan ve … siciline tescil edilen taşınmazlardan olup,niteliğinin eskiden beri mera olduğu kesinleşen mahkeme kararı ile anlaşılmıştır.O nedenle, niteliği mera olan taşınmazın satışına ilişkin sözleşme hukuken geçersizdir.Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne varki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, … hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk
kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden … hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı … durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2.maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalı, niteliği mera olan taşınmazın 15.5.2003 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile davacı adına tapusunun iptali ile mera olarak … siciline tesciline karar verildiğine göre,567,41 metrekareye isabet eden 2.458,8 YTL satış bedeli 15.5.2003 tarihi itibarıyla davacının malvarlığından çıkmıştır. Bu durumda, 29.11.1999 tarihinde davalıya ödenen ve tapusu iptal edilen kısma isabet eden 2.458,8 YTL nin 15.5.2003 tarihi itibarıyla, çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle taşınmazın davacı elinden çıktığı tarih olarak kabul edilen tapu iptal davasının kesinleştiği tarih itibarıyla ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak
hükmedilmelidir. Mahkemece az yukarıda izah edilen denkleştirme ilkelerine uygun olmayan ,yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının tüm davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 27.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.