YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14530
KARAR NO : 2007/2204
KARAR TARİHİ : 19.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri olan babaları ile davalı arasında altılı ganyan bayiliği işletilmesi konusunda adi ortaklık kurulduğunu, babalarının ölümünden sonra da ortaklığın tasfiye edilmeden devam ettiğini, ancak davalının kar payı ödemediğini ileri sürerek, adi ortaklığın tesbitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000.000.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların murisine ölmeden önce 950.000.000 TL ödediğini, ortaklığın bu şekilde sona erdiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ödendiği ispat edilemeyen 950.000.000 TL’nin 15.10.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazları reddedilerek, murisin ölüm tarihi olan 8.11.2000 tarihine kadar adi ortaklığın devam ettiğinin kabulü ile kar payının bu tarihe kadar hesaplanması gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez 29.11.2005 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, 9.324,99 YTL alacağın 15.10.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bozmadan önceki hükümde, davalı tarafından davacıların murisine ödendiği iddia edilen 950.000.000 TL’nin ödenmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları da Dairemizce reddedilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmakla davalı tarafından davacıların murisine 950.000.000 TL’nin ödenmediği hususunda davacılar yararına usuli müktesep hak doğmuş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 950.000.000 TL’nin ödendiği kabul edilerek, davacıların alacağından mahsup edilmiş olması, usuli müktesep hakka aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
3-Davacı, 20.12.2004 tarihli Dairemize ait bozma kararından sonra 28.3.2006 tarihli dilekçe ile, ıslah talebinde bulunmuş ise de, 04.02.1948 Tarih 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay bozma kararından sonra davanın ıslahı mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının 28.3.2006 tarihli ıslah talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslah talebinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması az yukarda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. bent gereğince davacılar, 3. bent gereğince ise davalı yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde 12.20 YTl.nın davacıya, 126.00 YTL. davalıya istek halinde iadesine, 19.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.