Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/318 E. 2006/6032 K. 17.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/318
KARAR NO : 2006/6032
KARAR TARİHİ : 17.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R

Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, anne ve babalarından kalan taşınmazlardaki davalıya ait hisseyi 13.10.1999 tarihli sözleşme ile 2400 dolara satın alıp bedelini ödediğini, ancak davalının taşınmazlardaki hissesini dava dışı 3.kişiye sattığını, devalüasyon nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek sözleşme tarihinden sonra devalüasyon sebebiyle doğan zararından dolayı şimdilik 1.150.000.000 TL’nın sözleşme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının dayandığı adi yazılı sözleşmedeki imzanını kendisine ait olmadığını, ancak davacıdan 1080 dolar ve 400 Dm aldığını, Dm’nin dolara çevrilmesi sonucu ödemesi gereken miktarın 1350 dolar olmasına rağmen bu parayı 1750 dolar olarak davacıya ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kardeş olan taraflar arasındaki alışverişin senede bağlanması nedeniyle olayda tanık dinlenemeyeceği, senet altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edilememesine rağmen davalının senedin varlığını kabul ettiği, davalının ödeme savunmasını yasal delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, fazlası saklı kalmak üzere 1.150.000.000 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı bu davada dosyaya ibraz ettiği 13.10.1999 tarihli “tutanaktır” başlıklı adi yazılı belgeye dayanmış, davalı ise duruşmada ve cevap dilekçesinde davacının dayandığı belgenin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiş, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda imzanın davalıya ait olup olmadığının belirlenemediği anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekirki, davacı 13.10.1999 tarihli belgeye dayanmış olup, davalı bi belgeyi kabul etmeyip, imza inkarında bulunmuş ve imzanın davalıya ait olduğuda tesbit edilemediği için bu belgenin davalıyı bağlayıcı nitelikte bulunmadığının kabulü zorunludur. Belge bu haliyle hukuken geçerli bir nitelik taşımadığı için taraflar arasındaki ilişkinin senede baglandığı kabul edilemez. Bu durumda, tarafların kardeş oldukları da gözetildiğinde davalının ödeme savunması tanık dahil yasal her türlü delille ispatlama olanağının bulunduğunun kabulü gerekir. 13.10.1999 tarihli belgeye dayanan davacının tanık dinletme olanağına sahip olmadığı kabul edilmek suretiyle mahkemece davalıdan tanık dahil tüm delilleriyle, davacının tanık dışındaki diğer delilleri alınıp toplanmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Davalı duruşmadaki ve cevap dilekçesindeki beyanlarında davacıdan taşınmaz satışı nedeniyle aldığı miktarın 1080 dolar ve 400 Dm karşılığı 1350 dolar olmasına rağmen 1750 dolar olarak geri ödediğini savunmakta olup, davacı davalının bu savunması karşısında davalıya 1750 dolar dışında başkaca bir para verdiğini yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Bu itibarla davalı yukarıdaki birinci bentteki açıklamalar doğrultusunda ödeme savunmasını ispat edemediği takdirde davalının davacıdan 1750 dolar aldığını kabul etmek gerekir. Öte yandan mahkemece dava kabul edilerek davacının fazlaya dair haklar saklı tutulmasına rağmen, davacının fazlaya dair hakkının ne olduğu açıklanmadığı gibi hükmün hangi miktar esas alınarak oluşturulduğu da açıklanmamıştır. Bir başka deyişle davacının davalıdan hangi miktar alacak için talepte bulunma hakkının bulunduğu hususunda herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek ve davalının hangi miktardan sorumlu olduğu belirlenmeksizin fazlaya dair haklar saklı tutalarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.