YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6551
KARAR NO : 2009/7253
KARAR TARİHİ : 11.06.2009
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.12.2007 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, davalı adına kayıtlı olan 1120 ada 1 parsel numaralı taşınmazı kendilerinin aldığını ve üzerindeki binanın da yurt dışından gönderdikleri paralar ile yaptırıldığını, tapu işlemleri sırasında davalı Türkiye’de olduğundan tapunun davalı adına düzenlendiğini, ancak istemlerine rağmen davalının tapuyu devretmekten kaçındığını belirterek, iptali ile adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Dava konusu 1120 ada 1 parsel 21.03.1995 tarihinde yapılan satışa ve 21.06.2001 tarihinde kurulan kat mülkiyetine dayanılarak davalı adına tescil edilmiştir. Az yukarıda yazıldığı biçimde ve yanlar arasında var olduğu iddia edilen inanç ilişkisini kanıtlayan veya bu ilişkinin varlığına delalet eden yazılı bir belge dosyaya sunulmamıştır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, yazılı bir inanç sözleşmesi mevcut olmasa dahi davalının ikrarı ve yemin gibi kesin delillerle de bu sözleşmenin varlığı kanıtlamak mümkündür. Davacılar delil listesinde yemin deliline dayanmış bulunduğundan davacılara bu haklarını kullanıp kullanmayacakları sorularak kullanacaklarını bildirmeleri halinde davalı asile yöntemine uygun biçimde yemin yöneltilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.