YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9772
KARAR NO : 2007/11242
KARAR TARİHİ : 02.10.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.8.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıya ait 2617 parsel sayılı taşınmaz sınırına dikilen ağaçların dal ve köklerinin 2616 parsel sayılı taşınmazına taşmak suretiyle zarar verdiğini, ayrıca davalının kadim su arkına moloz dökmek suretiyle elattığını ileri sürerek, komşuluk hukukuna aykırılığın giderilerek elatmanın önlenmesi ve ağaçların kesilmesini istemiştir.
Davalı, ağaçların uzun yıllardır mevcut olduğunu ve davacı taşınmazına zarar vermediğini , arkın ise taşınmazı sınırları içinde kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, su arkının yargılamalar sırasında açıldığı ve konusunun kalmadığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına, ağaçlar yönünden ise; ağaçların kökten sökülmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683. (önceki Medeni Kanunun 618.) maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu …” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların(bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden yada dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda; Davalı taşınmazının davacı taşınmazı tarafındaki sınırına 50- 60 santim mesafede 15 adet erik , vişne , şeftali elma v.b ağaçların dikili olduğu belirlenmiş ise de ; keşifte oy ve görüşüne başvurulan ziraat bilirkişisi , 16.3.2007 tarihli raporu ve 13.4.2007 , 1.5.2007 tarihli ek raporlarında ağaçların gölge yapmak , zirai mücadele esnasında kullanılan zirai ilaçların etkisi nedeniyle, ayrıca gelişen köklerin yayılması sonuçunda davacı taşınmazında zarar oluşabileceğinden söz ederek ağaçların kökten kesilmesi gerektiği yolunda görüş bildirmiş ise de; mevcut ve somut zarar bulunup bulunmadığını açıklamamıştır.
Az yukarıda da açıklandığı gibi, somut zarar bulunmadan muhtemel zarar nedeniyle komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi istenemez. Somut ve gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olmalıdır. Mahkemece, H.U.M.K.nun 284 maddesinin … tanıdığı yetki kullanılarak yeni bir ziraat mühendisi bilirkişi atanmak suretiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, davacıya ait taşınmazda tarımsal faaliyette bulunulup bulunulmadığı , hangi mahsullerin yetiştirildiği, davalı taşınmazındaki ağaçların gölge yaparak ya da köklerinin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazındaki mahsulde verim düşüklüğü olup olmadığı saptanmalıdır. Somut zararın varlığının saptanması halinde ise zararın miktarı belirlenerek bu zararı hangi ağaçların verdiği ve zararın ağaçların dallarının kesilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği hususlarında ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan hususları ihtiva etmeyen yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak ağaçların kesilmesine karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle ; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 2.10.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.