YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15488
KARAR NO : 2007/16059
KARAR TARİHİ : 17.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç ilişkisine dayalı mülkiyet aktarımı istemi ile açılmıştır.
Davalı zamanaşımının varlığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece “Devir Taahhüt İşlemi” başlıklı Aralık 1992 tarihli sözleşme asıl tutularak davanın açıldığı 11.4.2005 gününe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi inanan ile inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yöneltilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir. Yasalarımızda inanç sözleşmesine ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, 5.2.1947 tarih 20/6 ve 7.10.1953 tarih 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ile uygulama ve doktrinde yerini bulmuş giderek gelişmiş bir hukuki kurumdur.
Gerçekten, mahkemece doğru olarak saptandığı üzere inanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu yüzden Borçlar Kanunun 125.maddesi hükmünce inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalara da 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Burada önemli olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin hangi tarihten başlayacağını saptanmasıdır. Borçlar Kanununun 128.maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olacağı zamandan başlar ve alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise zamanaşımının bu haberin verildiği günden başlaması gerekir. Somut olayda, yasada sözü edilen muacceliyet ihbarı söz konusu değildir. Alacak bir sözleşmeye bağlandığından davacının dava açmasına neden olan hadise iradi ifanın yerine getirilmemiş olması, başka bir ifade ile ferağ umudunu yitirmesidir. Davacı ferağ umudunu yitirerek dava açma hakkını davanın açıldığı 11.4.2005 tarihinde kullandığından zamanaşımının başlangıç tarihi davanın açıldığı bu tarihtir. Hal böyle olunca mahkemece, çekişmenin esası incelenerek oluşacak sonucu uygun bir hüküm kurulması yerine zamanaşımı gerçekleşmiş gibi davanın bu sebepten reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 17.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.